Şahmaran Kadın Platformu, kadın ve çocuğa yönelik 2023 yılı şiddet raporunu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nda (KESK) düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Toplantıda konuşan platform üyesi Mizgincan Arsu, raporun platform ve platform bileşenlerine yapılan başvurular ile takip ettikleri vakaların baz alınarak hazırlandığını söyledi.

Raporun 1 Ocak ile 31 Aralık 2023 tarihlerini kapsadığını aktaran Arsu, “2023 yıllı şiddet raporu verilerine bakıldığında her geçen gün şiddetin arttığı, şüpheli kadın ölümleri, taciz, tecavüz, çocuk istismarı, çocuk ve kadın katliamlarında ciddi artışların olduğu gözlemlenmiştir. Kadına yönelik yargı tacizi, gözaltı tutuklamaların arttığı, cezaevlerinde tecridin her geçen gün daha da derinleştiği, kadın katliamlarının kadın kırım boyutuna vardığı, her türlü asimilasyon ve özel savaş politikalarıyla kadınların mücadeleden uzaklaştırılmaya çalışıldığı ve toplumun tamamının biat edilmeye çalışıldığı bir süreci yaşamaktayız” diye belirtti.

Kadın ve çocuğa yönelik şiddet  

Kadınların yaşamın tüm alanlarında eşit bir biçimde yer alamadığını ve yaşam haklarının ihlal edildiğini söyleyen Arsu, “İl genelinde en az 11 kadın şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmiş, en az 43 kadın cinsel saldırıya uğramış ve en az 5 kadın katledilmiştir. Katledilen kadınların çoğunlukla eşleri ve sevgilileri yani yakınları tarafından öldürüldüğü, bu kadınların daha önce de şiddet gördükleri ve bundan dolayı uzaklaştırma kararının alındığı ancak bu kararların uygulanmadığı net bir şekilde görülmektedir” ifadelerini kullandı.

“Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez” sözüyle başlayan raporda yer alan veriler şöyle sıralandı:  

“* Basına yansıyan verilere göre; en az 11 kadın şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmiştir. Bu ölümlerin çoğunun yüksekten düşme sonucu gerçekleştiği iddia edilmektedir.

* İl genelinde en az 5 kadın katledilmiştir. Çoğu kadının eşleri veya yakınları tarafından katledildiği tespit edilmiştir.

* Yargıya ve kamuoyuna yansıyan verilerde, en az 43 kadının cinsel saldırıya uğradığı tespit edilmiştir.

* Baronun Adli Yardım Birimi’ne 1 Ocak ve 31 Aralık 2023 tarihleri arasında 281 kadın boşanma davası, 46 kadın da nafaka davası açmak için hukuki yardım talep etmiştir.

* Yine basına yansıyan verilere göre; en az 5 çocuğun katledildiği-ölüme sürüklendiği, çocuğa yönelik taciz, tecavüz ve şiddetin ev içinden eğitim alanlarına kadar yayıldığı tespit edilmiştir. Yargıya ve kamuoyuna yansıyan verilere göre, en az 270 çocuğun cinsel istismara uğradığı, en az 172 çocuğun istismar edildiği (16 yaş altı), en az 3 çocuğun doğum yaptığı, en az 1 çocuğun da evlendirmeye zorlandığı resmi kayıtlarca tespit edilmiştir.  

Yarıgının çifte standardı

* İpek Gülşen’e tecavüz girişiminde bulunan, darp edip dolandıran Baran Kızıl, tahliye edildi.

* Nusaybin ilçesinde 4 çocuğu taciz eden uzman çavuş Eyüp K., adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

* Midyat’dt Baran Hasan Rasho isimli Ezidî kadını katleden Serkan Özgün’e verilen 25 yıl hapis cezasının İstinaf Mahkemesi’nde bozulmasının ardından yeniden başlayan yargılamada, “cezanın sanığın geleceği üzerindeki etkisi” gerekçesiyle yeniden indirim uygulanarak, 25 yıl hapis cezası verildi.

* Mehmet Emin Öner tarafından katledilen Pakistan Demir için gerçekleştirilen eyleme katılan Pakistan’ın annesi, 4 kardeşi ile 10’u kadın 12 kişi hakkında dava açıldı.  

* Mardin’de 22 yaşındaki kadına tecavüz etme suçundan gözaltına alınan korucu Yakup A. ile Çetin T., Harun Y. ve Suud Ö. sevk edildikleri Derik Sulh Ceza Hakimliği tarafından adli kontrol uygulamasının “ağır olacağı” gerekçesiyle serbest bırakıldı.

* Midyat Adliyesi’nde Adli Tıp Uzmanı olarak görev yapan Dr. Gözde Bağcı, ilçe savcısı Mehmet Sait D. tarafından darp edilerek, şikayetçi oldu.”

Özel savaş politikaları

Kentte uygulanan özel savaş politikalarına da dikkat çekilen raporda, Mardin merkez ve ilçelerinde birçok kadının fuhuşa sürüklendiği ve şantajla düşürülmeye çalışıldığı vurgulandı. Raporda, özel savaş politikalarıyla ilgili şunlar yer aldı: “Derik’te yürütülen özel savaş politikaları daha da derinleşmiş bu politikalar daha çok gençler üzerinden yürütülmekte, gençler uyuşturucuya alıştırılarak her türlü kirli politikalar devreye konulmuştur. Uyuşturucu etkisiyle birçok çocuğun videosu çekilmiş ve bu videolar üzerinden çocuklar şantaj yapılmış ve sistematik olarak tecavüze maruz bırakılmışlardır. Sistemin özellikle mücadelenin yoğun olduğu yerlerde gençlerin mücadeleden uzaklaşması için yaptığı kirli politikalar birçok gencin uyuşturucuya alışması ya da fuhuşa sürüklenmesine neden olmuştur. Son dönemlerde uyuşturucu kullanımı okul önlerinden okul içlerine kadar ilerlemiştir.  

Birçok çocuğun ve genç kadının uyuşturucu etkisi ile sistematik olarak tecavüze uğradıkları, ailelerin başvuru sonuçları ortaya çıkmıştır. Küçük yaşta çocukların sistem eliyle düşürüldükleri her türlü şantaja maruz kaldıkları, birçok çocuğun istismar edildiği sosyal medya ortamında tehditlere maruz kaldığı ve intihara sürüklendiği de gözlemlenmiştir. Üniforma zırhının dokunulmazlığını kullanarak, ‘bana bir şey olmaz’ diyenlere verilen bu cesaret erkek devletin özel savaş politikalarıdır. Coğrafyamızda son dönemlerde ortaya çıkan fuhuş çetelerinde yer alanların, çoğunlukla, kolluk kuvvetlerinde çalışanlardan olması düşündürücüdür. Erkek yargının cezasızlık politikaları var olan şiddetin daha da artmasına neden olmaktadır. Mahkemeye yansıyan vaka sayısının fazla olması ve bu faillerin hiçbir şekilde ceza almaması failleri cesaretlendirmekte; hakaret, tehdit, şantaj ve intihara zorlama gibi farklı uygulamalarla kadınlar sindirilmeye ve şikayetlerini geri çekmeye zorlanmaktadır. Bir sistem politikası olarak iyice açığa çıkmış bu şiddet sarmalı, şiddetin ve kadın katliamlarının artmasına neden olmaktadır.”

Eğitim sistemi

 Eğitim sistemine de dikkat çekilen raporda, şöyle devam edildi:

Dicle Üniversitesi işçileri: Taşeron statüsünde çalıştırılıyoruz Dicle Üniversitesi işçileri: Taşeron statüsünde çalıştırılıyoruz

“* Özellikle kırsal alanlarda geleneksel cinsiyet rollerini destekleyerek buna uygun bir içerikle ders kitaplarını hazırlayan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ‘Talim terbiye kurulunu’ yaklaşımı cinsiyetçiliği artıran, kadın ve erkek rollerini ayrıştıran, eşitsizliği derinleştiren bir yerdedir.

* MEB’in ortaöğretim kurumları Yönetmeliği’nin ilgili maddelerinde çocuk yaşta zorla evlilikler olağan kabul edilmekte, erken yaşta evliliklerin önünü açmaktadır. Geleneksel kadınlık rolleri İslami kurallar ile meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Tekçi, gerici, cinsiyetçi müfredat ile ayrımcılık derinleştiriliyor.

* Siyasi iktidar ve cemaatler işbirliği ile eğitimin kamusal niteliği hızla tasfiye edilmeye çalışılırken, eğitim politikalarının oluşturulması ve uygulanması sürecinde dini vakıf ve cemaatlerin belirleyiciliği arttırıldı.

* Eğitimde yurtlarda yaşanan sorunlar son dönemlerde tırmanmıştır. Asansör faciasında yaşamını yitiren Zeren Ertaş için Mardin KYK kız öğrenci yurdu önünde yapılan açıklamaya katılan ve protesto eden kız öğrenciler hakkında disiplin soruşturması açıldı.

* İktidarın eril politikaları erkek egemen devlet zihniyeti eğitimi kendi ideolojileri doğrultusunda şekillendirmeye çalışmaktadır.

Asimilasyon politikaları

* Dile yönelik asimilasyon politikaları her geçen gün daha da derinleşmektedir. Anadilde eğitim hakkının en temel hakkı olmasına rağmen, bu hakkın uygulanmaması dillere yönelik asimilasyon politikalarının sonucudur. Tek dil politikalarıyla diğer diller yok sayılmaktadır.  

* Kürtçeye yönelik saldırılar her geçen gün daha da derinleşmekte ve çocukların anadilini kullanamaması için her türlü asimilasyon politikası uygulanmaktadır. Açılan tüm kursların ve Kürtçe okulların kapanması ve kreşlerde çok dilliliğin uygulanmaması bu politikaların sonucudur.

* Dile yönelik asimilasyonun temel hedefinin ise toplumun, özellikle de kadınların, kendi kültürlerinden, özlerinden uzaklaştırılarak kadın mücadelesinden koparılması olduğu çok açıktır."

Kaynak: MA