“2024 Yılı GADEV Alevi Akademisi Aleviler/Alevilik Saha Araştırma Konferansları”, ‘Alevi Topluluklar Konferansı’ konu başlığıyla Garip Dede Cemevi’nde başladı.

Alevi Konferansi

Konferansta Tahtacılar, Abdallar, Çepniler ve Arap Alevilerin inanç ritüelleri ve yaşadıkları sorunlara odaklanıldı.

Prof. Dr. Şükrü Aslan moderatörlüğünde gerçekleştirilen Alevi Topluluklar Konferansında Doç. Dr. Volkan Ertit, ‘Arap Alevilerin Dönüşen Dinsel Yaşamları’ , ‘Prof. Dr. Ayten Kaplan, ‘Tahtacı Aleviler’ , Elmas Aruz, ‘Dünden Bugüne Anadolu Abdalları’, Dr. Mustafa Aslan, ‘Sosyo-Kültürel tarihin izinde Çepni Alevileri: Gaziantep Çepnileri Örnekleri’ konularına ilişkin konuşma gerçekleştirdi.

Gülen çocuk: Haklı olduğumu biliyordum Gülen çocuk: Haklı olduğumu biliyordum

‘Tahtacılarda sadece yol kardeşliği musahiplikle sınırlı değil’

‘Tahtacı Aleviler’ konusu üzerine sunum yapan Prof. Dr. Ayten Kaplan, “Alevi inancında yol bir sürek bin birdir. Babam dar cemini ailemiz için uyguluyordu. Babam inancımızı bize gösterdiği için biz birbirimize küskün olmuyorduk. Birlikteliğin, kucaklaşmanın, birbirimize saygının ne olduğunu gördük. Tahtacıların iki ocakları var bunlar İzmir’de Yanyatır Ocağı diğeri de Aydın’da Hacı Emir Ocağı var. Ben doktora tezimi yazarken ben o kültürün içinden gelmeme rağmen bazı bilgilerin saklandığını hissettim. Tahtacılar inanca dayalı sosyo-kültürel bir sistem geliştirmişler. Alevilikten farklı noktası ise musahiplik Tahtacılarda sadece yol kardeşliği musahiplikle sınırlı değildir. Dar cemleri keşke devam etseydi, Aleviler mahkemelere gitmezdi kendi aralarında sorunları çözerdi. Ülkedeki adalet olmadığı için yeniden halk mahkemelerini kurmamız lazım” diye belirti.

‘Çepniler Sünnileşti’

Çepniler’in Anadolu’da az bilinen Alevilerden olduğunu belirten Dr. Mustafa Aslan, “Çepniler ne yazık ki Osmanlı’nın politikalarıyla birlikte Sünnileşti. Günümüzde köylerde yaşayan Çepniler olmakla birlikte yaş aralığı yaşlılar oluşturmaktadır. Çepniler göçebe yaşam sürdükleri için genelde hayvancılıkla uğraşmışlardır. Çepnilerin iki ocağı Dede Garkın Ocağı ve İmam Musa-i Kazım Ocağı var” dedi.

‘Geleneksel Arap Alevilik eskisi gibi yaşanmayabilir’

‘Sekülerlik’ kavramının topluma ait bir tanımlama olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Volkan Ertit, “Sekülerleşme bir toplumsal döngünün ismi. Sekülerleşme modernleşme demektir. 1950’lerden sonra Arap Alevilerde daha modern bir gündelik yaşam sürüyorlar. Arap Alevilerinde musahiplikte olduğu gibi amcalık kurumunda inanç öğretiliyor. Arap Alevisi olacağınız süreç bu ritüelle başlar, bu ritüel 9 ay sürer. 9 ayın sonunda o kişi artık amcasının evinin bir üyesi olur. Amcalık kurumunda günümüz şartlarında bazı değişiklikler oluştu. Eğer modernleşme süreci bu süreçte devam ederse geleneksel Arap Alevilik eskisi gibi yaşanmayabilir” diye belirtti.

‘Abdal Alevilerin Tahtacı Alevilerle benzerlikleri var’

Abdal Alevilerin en çok dışlananlardan olduğunu ifade eden Elmas Aruz, “Abdallar, kendilerini ve inanç ritüellerini dışarıya yansıtmıyorlardı, kendilerini gizliyorlardı. 5 yıldır Abdal Alevilerin temel sorunlarını görünür kılmaya çalışıyorum. Alevi inancı içerisinde Abdal Alevilerin yeri yok çünkü her sene Hacı Bektaş’ta yaşadıkları ortada. Çok hızlı bir şekilde kültürün dejenere olduğunu söyleyebiliriz. O yüzden geleneksel kültürel taşıyıcılarının kayıt altına alınması gerekiyor. Abdal Aleviler, inanç ritüellerine bakıldığında Tahtacı Alevilerle benzerlikleri var. Yaşadıkları olumsuzlukları dışarıya yansıtmıyorlar, kendi aralarında sorunları çözüyorlar. Hacı Bektaş’a gitmek Abdallar için çok önemli. Abdallarda musahiplik halen devam ettiriliyor. Abdalların en büyük sıkıntısı ise cemevlerinin olmaması. Diğer cemevlerine gitmeyi de dışlandıkları için tercih etmiyorlar. Kentlerde büyük bir ev bulup ibadetlerini öyle yürütüyorlar. Abdalları ayakta tutan tek şey inanç. Türkiye’deki Abdalların en büyük sorunları hor görülme. Abdalların en büyük talepleri Hacı Bektaş’taki sorunlarının çözülmesini istiyor, Aleviler içerisinde en çok ötekileştirilenler arasında” diye konuştu.

Kaynak: PİRHA