SUR AJANS- Batman Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde düzenlenen 1 Mayıs bölge mitingi onbinlerin katılımıyla başladı.

Batman’da yapılan 1 Mayıs bölge mitingine Diyarbakır, Şırnak, Urfa, Siirt, Adıyaman, Mardin, Muş, Bingöl ve Dersim’in de aralarında olduğu illerdeki sendika temsilcileri ile on binlerce emekçi katıldı.

Batman 1Mayis Miting 2024

“Yoksulluğa, güvencesizliğe, sömürü ve baskılara karşı; birliğimizi, mücadeleyi, dayanışmayı, umudu büyütmek için haydi 1Mayıs’a” şiarıyla düzenlenen bölge mitingi için bir araya gelen platform bileşenleri, siyasi parti temsilcileri ve çevre kentlerden gelen çok sayıda işçi, emekçi, Turgut Özal Bulvarı’nda bulunan Word Mar Kavşağında bir araya geldi. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Kadın Sekreteri Döne Gevher ve Petrol İş Batman Şube Başkanı Veysel Kartal’ın konuşmacı olarak yer aldığı miting için bir araya gelen binlerce kişi, uzun süre halaya durdu.

Mitingin açılış konuşmasını Tertip Komitesi adına Petrol İş şube başkanı Veysel Kartal yaptı.

‘Emekliler için artık bıçak kemiğe dayanmıştır’

Birlik ve mücadele vurgusu yaptığı konuşmasında Kartal şunları söyledi:

“Bugün burada, sömürünün, açlığın, yoksulluğun ve baskının olmadığı insanca bir dünya özlemiyle bir araya geldik. Çalışma alanlarında insan onuruna yakışır çalışma koşullarını savunmak için buradayız.

Sadece yurtta değil dünyadaki tüm emekçiler gibi bugün, sömürü ve zulme karşı sesimizi burada, bir işçi kenti olan Batman’dan yükseltiyoruz. Zamlar, alım gücündeki erime hayatı yaşanılmaz kılıyor. Bu yıl asgari ücrete, emekli aylıklarına ve diğer ücretlere yapılan artışlar, daha yılın ortasına gelmeden erimiştir. Emekçilerin temel tüketim kalemlerine zam üstüne zam gelmekte, gıdadan enerjiye işçinin masraf ve faturaları şişmektedir. Enflasyonda hızlı artış, durmadan sürmektedir.  İşçiler, kamu emekçileri ve emekliler için artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Kamu ve özel ayrımı yapılmadan, tüm ücret ve aylıklarda düzeltme yapılması şarttır. Derhal yoksulluğa itilen tüm işçileri, kamu emekçileri ve emeklileri koruyacak önlemler alınmalı, reel ücret düzeylerindeki kayıplar giderilmelidir. Ancak tam aksi yapılmakta, emekçiye “kemer sıkma” programı dayatılmaktadır.  1 Mayıs’ta bu meydandan sesleniyoruz: Emekçilerden daha fazla fedakârlık istenemez! Ekonomik sıkıntıların sorumlusu kimse, kemeri onlar sıkmalıdır. Başta kadın emekçiler olmak üzere tüm emekçilere gittikçe daha güvencesiz bir çalışma yaşamı dayatılıyor. Ülkemiz her alanda Güvencesizler Cumhuriyeti haline geldi. İşsizlik aldı başını gidiyor. Hiçbir dönemde olmadığı kadar yurt dışına beyin göçü yaşanıyor. İşçi cinayetlerinde adeta katliam yaşanıyor. Ülkede alınteriyle geçinenler için bıçak kemiğe dayanmıştır. Hal böyleyken cebimizdekine hâlâ göz dikilmektedir. Adaletsiz vergi sistemi nedeniyle her geçen gün daha fazla vergi ödemekteyiz. Enflasyon oranında dahi arttırılmayan gelir vergisi dilimleri, kaşıkla verip kepçeyle geri alma mekanizmasına dönüşmüştür. Bizler “bordro mahkûmu” olmayı reddediyoruz. İşverenlere, kapitalistlere verilecek teşvik ve kolaylıkların yükünü emekçilere yıkamazsınız. Vergi sistemi “Az kazanandan az, çok kazanandan çok” ilkesiyle derhal adil hale getirilmelidir.”

‘Rekor petrol üretimi ile övünenler, üretenlere borçlu durumda’

Güvencesizleşme, kayıtdışı istihdam, özelleştirmeler ve taşeronlaşmanın yaygınlaştığını, esnekleşme saldırısının, hız kazandığını ifade eden Kartal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aramızda Petrol-İş üyesi Türkiye Petrolleri/TPAO emekçileri var. 70 yıldır ülkenin enerji ihtiyacında önemli bir rol oynamış bu işletmede çalışma barışı tehdit altında bulunuyor. Zor şartlarda ve ciddi risklerle çalışan petrol işçisinin ücretleri emsal işyerlerine göre gerilemiştir. Üstelik ihtiyaca binaen yaptırılan  fazla çalışmaların karşılığı ödemelerde, 10 aydır  yapılmamakta. Anlayacağınız, Rekor petrol üretimi ile övünenler, üretenlere borçlu durumda. Ülkenin gözbebeği bu kuruluşta fedakarca çalışan işçi ödüllendirilmesi gerekirken cezalandırılıyor. Bu çelişki hemen giderilmeli, petrol emekçilerinin hakkı verilmeli, ücretlerinde acil bir düzenleme yapılmalıdır.”

‘Emeğin sömürülmediği bir dünya’

Kartal işçi ve emekçilerin taleplerini ise şöyle sıraladı:

•Emeğin sömürülmediği,

•%1’in değil %99’un mutlu yaşadığı,

•Sendikal hak ve özgürlüklerin, örgütlenmenin, hak arama yollarının açık olduğu,

•Grev hakkının engellenmediği, kullanıldığında da yasaklanmadığı,

•Herkesin güvenceli, kadrolu çalıştığı bir işinin ve insanca yaşamaya yetecek bir ücretinin olduğu,

•KHK ve fiili OHAL rejimine son verildiği,

•Ekonomik krizlerin, salgınların, depremlerin, afetlerin faturasının halklarımıza ve emekçilere kesilmediği,

•Kimsenin kimliğinden, inancından, cinsiyetinden dolayı ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmediği,

•Kadınlara yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün son bulduğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırıldığı,

•Eşit yurttaşlığın, barış ve kardeşliğin hâkim olduğu,

•Düşünce ve ifade özgürlüğünün suç olarak görülmediği ve cezalandırılmadığı,

•Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan,

•Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hâkim olduğu bir gelecek ve ülke için mücadeleye devam edeceğiz.”

‘Her krizin faturası bizlere kesiliyor’

Ardından KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher Koyun söz aldı. Dünyada ve ülkemde kapitalist barbarlığın yarattığı yıkımın faturası her geçen gün büyüdüğüne dikkat çeken Koyun, şunları söyledi:

“Her baktığı yerde doların yeşilini,  petrolün siyahını gören kapitalist barbarlık çarklarını milyonlarca işçiyi, emekçiyi her gün daha fazla sömürerek döndürmeye devam ediyor. Savaş ve çatışmalarla, nükleer santrallerle,  siyanürlü maden aramalarıyla atmosfere, toprağa saldığı zehirli gazlarla, atıklarla doğamızı mahvediyor. İster mavi yakalı olalım ister beyaz yakalı. İster asgari ücretli olalım ister emekli. İster ücretli,  ister ücretsiz emeği görülmeyen, geliri erkeğin gelirine ek olarak görülen kadınlar İster küçük esnaf olalım ister çiftçi.. İster atık kâğıt işçisi olalım ister en temel hakkı olan barınma hakkı yok sayılan, “yurtsuz” bırakılan üniversite öğrencisi.. Hiç fark etmiyor. Her krizin faturası bizlere kesiliyor.”

‘Her beş çocuktan biri işçileştiriliyor’

Emekçilerin yaşam koşullarının günden güne kötüleştiğine işaret eden Koyun, sözlerine şöyle devam etti: “Geniş tanımlı işsiz sayısı 10 milyona dayandı.  Çalışma çağında olan her dört kişiden biri işsiz. Her üç kadından biri işsiz. Her 3 çalışandan biri kayıt dışı çalıştırılıyor. Çocuklarımızın geleceği MESEM ve CEDES projeleri ile karartılıyor. Bu ülkede her beş çocuktan biri işçileştiriliyor. Kürdistan’da tarımı bitiren güvenlikçi devlet politikaları sonucunda mevsimlik tarım işçileri yine yollarda, gittikleri yerlerde insanca yaşam koşullarından uzak çalışırken bir taraftan da ırkçı saldırılara maruz kalıyor. Göçmenler asgari ücretin altında kölelik koşullarında çalıştırılıyor. Çalışma yaşamı güvencesiz onlarca istihdam türü ile parça parça ediliyor.  Bir gecede KHK’lerle işimizden ediliyoruz, olmayan iş güvencemiz bir de bu yolla gasp ediliyor. Her gün ortalama beş canımız işçi cinayetleri ile aramızdan koparılıyor. Sendikal hak ve özgürlüklerimiz, toplu sözleşme ve grev hakkımız bir yana en temel insan haklarımız bile ayaklar altına alınıyor. Haklarımız için mücadele ettiğimizde gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalıyoruz. Cezaevlerinde haksız hukuksuz uygulamalarla başta hasta tutsaklar olmak üzere siyasi tutsaklar tahliye edilmiyor, cezaevleri bir işkence merkezi haline getiriliyor.”

‘Bir yanda karın tokluğuna çalışan milyonlar diğer yanda faizciler, rantçılar’

Servet sefalet kutuplaşmasının artığına ve gelir eşitsizliğinin korkunç boyutlara ulaştığına dikkat çeken Koyun, şu ifadeleri kullandı: “Ülkemiz “Asgari Ücretliler Ülkesi” ne dönüştürüldü. Açlık sınırı 24 bin,  yoksulluk sınırı 65 bin lirayı aştı. Buna karşın her iki emekliden biri 10 bin, 10 milyon asgari ücretli 17 bin lira aylıkla yaşam savaşı veriyor.  Gelir adaletsizliği uçurumu gittikçe büyüyor. Toplumun en zengin yüzde 1’i toplam servetin yüzde 40’ını elinde tutuyor. %99’u olarak bizler ise geriye kalan yüzde 60’ı paylaşıyoruz.  Bizler hakkımızı aramayalım, birlik olmayalım diye her yolu mubah görüyorlar. İnancımızdan dilimize, siyasi düşüncemizden cinsiyetimize her alanda ayrımcılığı kışkırtıyor. Bizi karşı karşıya getirmeye, bölmeye hatta düşmanlaştırmaya çalışıyorlar.  Bugün karşımızdaki tabloda bir tarafta karın tokluğuna çalışan milyonlar var. Diğer tarafta faizden, ranttan, hazine garantili ihalelerden semirenler.”

‘Eşit yurttaşlığın, barış ve kardeşliğin hâkim olduğu bir ülke istiyoruz’

Koyun, emekçi kadınların talepleri ağırlıklı olmak üzere şunları dile getirdi:                                               

“•Kimsenin kimliğinden, inancından, cinsiyetinden dolayı haksızlığa uğramadığı, 

Sağlık emekçilerinin eylemi 12’nci haftada: İsrafın kaynağı değiliz Sağlık emekçilerinin eylemi 12’nci haftada: İsrafın kaynağı değiliz

•Düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin cezalandırılmadığı,

•Kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün son bulduğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırıldığı,

•İstanbul Sözleşmesinin feshinin iptal edildiği, ILO 190 sayılı işyerinde şiddet ve taciz sözleşmesinin imzalandığı,

•Eşit yurttaşlığın, barış ve kardeşliğin hâkim olduğu BİR ÜLKE İSTİYORUZ.”

‘Sarayın bir dakikalık gideri işçinin bir aylık maaşından fazla’

Mitingde DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar da bir konuşma yaptı. Uçar, ülkenin çoklu ve ciddi krizlerle baş başa bırakıldığını belirterek şunları söyledi: “Bu ülkedeki en önemli sorunlardan biri derin yoksulluktur. Ülkede 3,5 milyon çocuk gece yatağa aç giriyor. Peki, bunun müsebbibi kim, kul hakkı yemekten korkarım diyenler. Koşusu açken tok yatan bizden değildir diyenler, AKP-MHP iktidarıdır. Kendi ülkemizde ekmeğe muhtaç hale getirildik. Bir karıncanın bile aç, işsiz kalmadığı bu dünyada milyonlarca aç, işsiz insan var. Neden, çarkın başını tutan bir avuç patron zengin olsun diye. Onlara destek veren iktidarlar yüzünden… 22 yıllık AKP iktidarında 33 bin işçi iş cinayetinde yaşamını yitirdi. İşçilerin yaşamı gün gün kötüleştirildi. Çalışma süresinin 50 saat olduğu bir ülke, Türkiye ve dünya sıralamasında ikinci. 50 saat çalışıp 17 bin 2 lira maaş alıyorlar. Bu ülkenin halklarına, emekçilerine hiçbir faydası olmayan sarayın bir dakikalık gideri 17 bin 83 lira. Kendilerinin dakikalık giderine işçileri bir ay çalıştırıyorlar.”

Editör: Haber Merkezi