SUR AJANS- Türkiye Mahsulleri Ofisi (TMO), 2024 ürünü ekmeklik buğdayı ton başına 9 bin 250 lira, makarnalık buğdayı ton başına 10 bin lira, arpanın tonunu ise 7 bin 250 liradan alacağını duyurdu. Çiftçiler, son bir yılda yakıt, gübre, tohum ve işçiliğe gelen zamlara işaret ederek, TMO'nun açıkladığı rakamlara tepki gösterdi. Urfa'nın Viranşehir ilçesine bağlı Hirrik köyünden çiftçi Eyüp Yavuklu (61), "Bu mesleği yapmak istemiyorum ancak tarlam boş kalmasın diye mecbur yapıyorum" dedi.

Açıklanan rakamları "çiftçiye darbe" olarak yorumlayan 40 yıllık çiftçi Yavuklu, üreticilerin durumunun her geçen gün kötüleştiğini ifade etti. Yavuklu, "Maliyetler eskiden bu denli fazla değildi. Eskiden kazanabiliyorduk ama şuan kazanamıyoruz.  TMO'nun açıkladığı fiyatlar komik rakamlar. Geçen sene biz buğdayın tonunu 10 bin TL’ye sattık. Her şeye zam geldi, her ürün 10 kat arttı, masraflarımız 10 kat arttı; ama buğday 9 bin 250 TL’ye geriledi. Bir bardak çay bile 10 TL değil. Böyle bir tarım politikası olur mu?" diye sordu.

"Böyle devam ederse ihtiyacımız kadar eker geri kalanı boş bırakırız" diyen Yavuklu, Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi'nin (DEDAŞ) çiftçiler üzerinde yarattığı olumsuz etkiye değindi.  Yavuklu, "DEDAŞ bir hizmet kurumu değil, bir eşkıya kurumudur. DEDAŞ'ın sahaya çıkması ile ölmek üzere olan çiftçi son nefesini verdi. Millete hizmet etmesi gerekenler sürekli mağdur ediyor. Çiftçiler birlik olmazsa kalıcı bir çözüm ortaya çıkmaz. Herkes beraber ortak bir tepki örgütlemeli. Yoksa sorunlarımız devam edecek ve çözüm bulunmaz. Böyle devam ederse çok kişi ekmeyi bırakacak" ifadelerini kullandı.

'Açıklanan fiyat kurtarmıyor'

Aynı köyden Nedim Yavuklu (42) da 30 yıldır tarımla uğraştığını ifade ederek,  TMO'un taban fiyatlarına tepki gösterdi. Çiftçiliği geçmiş ve bu gün üzerinden kıyaslayarak anlatan Yavuklu, "Eskiden verim azdı; ama kazancımız vardı. Şuan verim fazla; ama kazanç yok. Gelirimiz yaptığımız masraflara gidiyor. Elimizde bir kazanç kalmıyor. Bu işi eskiden severek yapıyorduk; ancak şuan severek yapmıyoruz" diye konuştu.

Bu yıl 55 dönüm buğday ektiği dile getiren Yavuklu, "İlaç, gübre, mazot, işçilik gibi kalemlerde 135 bin masraf yaptım. Buğdayı hasat ettim, evin önüne indirdim; ama satamıyorum. Açıklanan fiyat kurtarmıyor. Buğday için 15 bin, arpa için ise en az 10 bin TL taban fiyatı açıklanmalıydı ki masrafları kurtarsın. Şuan '9 bin 250' diyorlar, biz bu fiyata versek masrafımızı bile karşılamaz" şeklinde konuştu.

'Bizi bitirmek istiyorlar'

Satacakları bir kilogram buğday parası ile ancak fırında bir ekmek alabileceklerini söyleyen, "Bir kilogram buğdaydan 8 ekmek elde ediliyor. Bir kilogram buğday satarsam onun parası ile 170 gram 1 ekmek alabiliyorum. Yetkililer biran önce olumlu adımlar atmalıyken, bizim gördüğümüz kadarı ile bizi bitirmek istiyorlar. Bizim topraklarımızı ekmemizi istemiyorlar. Bu toprakları insansızlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ne yapacağımızı bilemiyoruz" diye belirtti.

BES-AR’dan sağlıklı beslenme maliyeti:  Günlük 880 lira BES-AR’dan sağlıklı beslenme maliyeti:  Günlük 880 lira

Yüksek maliyet ve düşük fiyatla satışlardan dolayı ikinci ürün ekmeye dair korkusunu dile getiren Yavuklu, "Normalde şuan ikinci ürünün ekilmiş ve çapasını yapmış olmamız gerekirdi. Ancak korktuğumuz için ekemiyoruz. Eksek DEDAŞ elektriği kesse zarar edeceğiz. Zaten DEDAŞ 'Boşuna ekmeyin kurutacağım' mesajı veriyor. Bizde boş tarlaya bakar olduk. Çaresiz kalmış durumdayız" dedi.

'Her geçen gün daha kötü oluyor'

Çocukluk yıllarından beri tarımla iç içe olan Mehmet Yavuklu da (65) 60 dönüm buğday ektiğini, yaklaşık 150 bin TL masraf yaptığını belirterek şunları söyledi: "Hasadı yaptık ve mecbur kaldığım için tonunu 9 bin TL'ye sattım. Ancak en az 12 bin TL'ye satmam gerekirdi. TMO fiyat açıklamasa 11-12 TL'ye satardık. TMO'ya satamadığımız için mecbur komisyonculara veriyoruz. Her geçen gün daha kötü oluyor. Geçen yıl buğdayın tonunu 7 bin 500'e sattık, ancak daha çok kazandık. Geçen sene mazotun litresi 18 TL’ydi. Bu yıl sezonu kapattığımızda ise mazotun litresi 42 TL’ydi. Daha gübre ve ilaç var. Geçen sene litresi 20 TL olan ilacı bu yıl 300'e aldık. Kaç katı? Zarar ediyoruz; ama başka çaremiz yok. Başka iş bilmiyoruz, bu saatten sonra ne iş yapalım?  Biz bu işi bırakırsak çocuklarımız yapmayacak.  Buna kalıcı çözümler bulunmalı."

'Çiftçiyi bitirme üzerine kurulan bir denge'

Her geçen gün artan tarımsal girdi fiyatlarına değinen Ziraat Mühendisi Serhat Altandağ ise, rakamların masrafları karşılamadığını belirterek, "Çiftçilerimiz ne kadar yüksek verim alırlarsa alsınlar açıklanan rakamlar ile ürünlerini sattıklarında bir kazanç elde edemeyecekler" dedi.

Üretim maliyeti ile TMO tarafından açıklanan rakamların dengeli olmadığının altını çizen Altandağ, "Bir denge varsa o da çiftçiyi bitirme üzerine kurulan bir dengedir. Çiftçilerimizin birçoğu bir sonraki sene ekim yapıp yapma konusunda kararsız. Çiftçiler iyi bir ürün için yıl boyunca ellerinden geleni yaptılar, büyük bir emek sarf ettiler. Emeklerinin karşılığı ise buğdayda ton başına 15 bin TL olarak bekleniyordu. Ancak hayal kırıklığı ile karşılaştılar. Çiftçiyi bu şekilde mağdur etmenin faturası bütün topluma kesilecek. Tarım ile oynamanın intihar etmek ile eşdeğer olduğu belirtilir" diye kaydetti.

Birçok üreticinin bu yıl ikinci ürün ekmediğine dikkat çeken Altandağ, şunları söyledi: "İkinci ürün olarak ekilen mısır, su seven bir ürün. Su olmazsa hiçbir şekilde yetişmez. DEDAŞ mısırın suya ihtiyaç duyduğu zamanda suyu kestiği için üreticilerimizde zarara uğramama adına kendi arazilerini boş bırakma yoluna gittiler. Mısır üretmezlerse yetkililer dışarıdan ithal edecek, girdi fiyatları yüksek olacak. Mısır hayvan yemi olarak da kullanılıyor. Bu et fiyatlarını da etkileyecek. Biran önce DEDAŞ zulmüne son verilmeli. Çiftçileri destekleyen politikalar izlenmeli. Çiftçilerin yüzünü güldüren politikalar biran önce hayata geçirilmeli."

Kaynak: MA