Ekonomi

Diyarbakırlılar: Burası ‘Paris’ mi?

Sur Ajans, sokakta, evde, işyerinde çokça konuşulmaya başlanan ‘elbise ateş pahası, giyinemiyoruz, bir mont olmuş kaç para’ şeklindeki ifadeleri Diyarbakır’da yurttaşlara sordu.

Zelal Sinayiç &Serhat Yetüt/ÖZEL HABER

Ekonomik tablo, yaşamın diğer alanlarında olduğu gibi giyim konusunda da yurttaşların belini büküyor. Türkiye, bu yıl da kış mevsimine artan elektrik, doğal gaz, kömür ve odun fiyatlarıyla girdi. Evde ısınma telaşına giren yurttaşlar, soğuk kış havasının yaşandığı şu günlerde ise bir nebze olsun sokakta üşümekten korunmak adına mont, kaban, bot, kazak gibi kışlık kıyafet almak için büyük çaba sarf ediyor. Ucuz kıyafet bulamayan yurttaşlar çareyi eski kıyafetlerin tadilatında veya ucuz satıldığı dükkanlarda arıyor.

Ekonomik tablodan faydalanmak isteyen hizmet sektöründeki ulusal ve uluslararası firmalar her yıl ‘Efsane Cuma’, ‘Çılgın Cuma’ gibi ‘indirim’ kampanyaları düzenliyor. Firmalar şimdi de bu indirimlerin bir başka benzeri olan ‘Muhteşem Kasım’ adı altında ‘indirim’ kampanyasında olduğunu reklamlara taşıyor. Bu ayın bitiminde son bulacağı belirtilen indirimlerle beraber mağaza sahipleri müşteri çekmeyi çalışırken, yurttaşlar ise mağaza kapıların önünden geçemez oldu.

Sokakta, evde, işyerinde çokça konuşulmaya başlanan ‘elbise ateş pahası, giyinemiyoruz, bir mont olmuş kaç para’ şeklindeki ifadeleri Diyarbakır’da yurttaşlara sorduk. Ekonomik tablonun bellerini büktüğünü aktaran yurttaşlar, Türkiye’de ‘indirimin’ bile çok pahalı olduğunu “’Muhteşem Kasım’ değil, Muhteşem Kazık’” ifadeleriyle dile getiriyor.

'Eski kıyafetlere devam'

Fiyatlar çok pahalı olduğundan kaynaklı Covid-19 pandemisi sürecinden beri, alışveriş yapamadığını kaydeden bir yurttaş, ya eski kıyafetlerini giymeye devam ettiğini ya da yırtık elbiselerini diktirerek süreci atlatmaya çalıştığını ifade ediyor.

‘İndirim olsa ne olur? Ben alamıyorum!’

2017 yılında kayyum atamaları sonrasında çalıştığı işine son verilen bir başka yurttaş ise işsiz olduğundan kaynaklı kıyafet alamadığını ve o günden beri aynı kıyafetleri giydiğini söylüyor.

“2017 yılında kayyum beni işten attıktan sonra elbise alamadım. O günden beri aynı kıyafetleri giyiyorum. ‘Ne muhteşem Kasım’ı? Zalim Kasım’. İndirim olsa ne olur, olmazsa ne olur. Ben alamıyorum. Bedava verseler belki alırız. Biz bugünden Mart’a kadar elektrik ve doğalgazı düşünüyoruz, yemeği düşünüyoruz. Isınalım kıyafeti boş verelim dışarı çıkmayacağız zaten. Sistem böyle devam ettiği sürece sanıyorum birileri memleketi terk edip kaçacak, bir kısmı zindanlara bir kısmı da mezarlara girecek, başka yolu yok.”

‘İş yok, kriz diz boyu’

Sadece kış mevsimlerinde değil her mevsim fiyatların çok fazla olduğunu ifade eden bir diğer yurttaş gerekli denetimlerin yapılmadığını, serbest piyasanın insafına bırakıldıklarını anlatıyor.

 “Elbise alamıyoruz, kışa girsek de giymesek de fiyatlar çok pahalı. Sadece giyecek değil yiyecek, içecek her şey çok pahalı. İş yok, kriz diz boyu. Hiçbir mağazada söylenildiği gibi indirimler yok. Hiçbir yerde ‘ne Kasım muhteşemliği, ne şenliği, ne de indirimi’ vardır. Biz buna muhteşem kazık diyelim. Benim giyim mağazalarındaki indirimlere ne inancım var ne güvenim var. Buna gerçekten sağlıklı bir el atılması lazım.

Devletin de buna el atması lazım. Yaptırımlarım uygulanması lazım. Fahiş rakamlar göz önünde önlem alınması lazım değil.  Boştayız, çalışmıyoruz. Bu halk bunu hakketmiyordu. Maalesef iktidardaki sistem de sağlıklı bir şekilde bunun önünü almış değil, alamıyor, almak mı istemiyor? Fakat hükümet işte yaptırımlarıyla da olsa bunu çözebilir, demek ki istemiyor. Isınmak için de kimse ısınamıyor, giyinmek için de kimse giyinemiyor. Sıkıntı diz boyu.”

‘Öğrenciyim, kıyafet almak için kredi çekmek zorunda kalıyoruz’

Kıyafet almak için kredi çekmek zorunda kaldıklarından sitem eden bir öğrenci, “Ekonomi çok kötü, hiçbir şey alamıyoruz” diyor ve şöyle ekliyor:

“Ekonomi çok kötü, hiçbir şey alamıyoruz. Bir mont alamıyoruz, bir mont tek 2 bin 500 ne demek. Biz genç kesim olarak hiçbir indirim göremiyoruz ve hiçbir indirimden yararlanamıyoruz. Hepsi yalan, insanları kandırmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Öğrenciyim, para kazanamıyorum. Kıyafet alamadığımız zaman kredi çekmek zorunda kalıyoruz.”

‘Asgari ücret 11 bin 400 lira, monta 15 bin lirayı nasıl verecek’

Bir ailenin kışlık kıyafet ihtiyaçlarının asgari ücretin üzerine çıktığını dile getiren bir yurttaş, “Bir mont 3 bin 500 olmuş. 3-4 çocuğun varsa bunlara da almak zorundasın. Hepsine almaya çalışsa 15 bin gider. Asgari ücretin 11 bin 400 olan bir sistemde, 15 bini kıyafete nasıl verecek. Bunun kirası, yiyeceği, elektriği var” diyor.

“Kıyafetler zaruri ihtiyaçlardan çıktı. 5-6’ınca planda kalıyor. Artık yeme, içme, barınma, ısınma ön planda. Bir insanın cebinde para olacak ki indirimlere gidebilesin. İndirimler bizim gibi insanları için yapılan bir indirim değil, onlar üst tabaka için yapılan kampanyalar. Kampanya adı altında da bir nevi insanları dolandırıyorlar. Sosyal medyada sürekli Kasım indirimi, kampanyası görüyoruz, niye diğer aylarda yapılmıyor.”

‘Daha ucuz yerler tercih ediliyor’

Ucuz ve düşük kaliteli elbiselere mecbur bırakıldıkları aktaran bir yurttaş, ekonomik tablo karşısında giyinme ihtiyaçlarına ilişkin verdikleri çabayı şöyle dile getiriyor:

"Kıyafet fiyatları uçuyor. İndirimlerin gerçeği yansıtmıyor. Mağazalar fiyatları yükseltip kampanya diye indiriyorlar. İnsanlar artık Bit Pazarı, Sağlık Ocağı Çarşısı, Balıkçılar Başı gibi yerlerde fiyatlar bazen daha uygun oluyor, biz oralarda alışveriş yapıyoruz. Oradakiler pek kaliteli değil ama insanlar mecbur alıyor"

‘Bir mont nasıl 9 bin lira olabilir?’

Çalıştığı fiyatla giyim ihtiyaçlarını karşılayamadığını ifade eden başka bir yurttaş da şu sözleri kullanıyor:

“Sabahtan akşama kadar Sanayi’de bin liraya çalışıyorum. Aldığım elbise bin lira ve bir şey kalmıyor. Her şey ateş pahası. Geçen bir mont sordum 9 bin. Bir mont nasıl 9 bin lira olabilir? Burası Paris mi?

Her gün ayrı bir fiyatla görüyoruz. Her şey 4 katına satılıyor. Maalesef halkımız bu konuda perişan. Alabilecek güçte değiller. En ucuz yerlerden alır veya eskileri giyer. Yani kaliteli bir şey alamaz. Elit kesim belki alabilir ama halk kesimi bu konu da çok mağdur”