Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul İl Örgütü, Esenyurt Meydanı’nda onbinlerce kişinin katılımıyla "Özgürlük ve Demokrasi Mitingi" gerçekleştirdi.

Mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Kürt sorunu etnik bir sorundur, kimlik sorunudur, statü sorunudur. Biz çağrılarımız çok yaptık. Gelin Türkiye’de barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözelim. Biz burada binlerce insanla birlikte Erdoğan’a söylüyoruz. Adil bir barışın kaybedeni olmaz ey Erdoğan” dedi.

Hatimoğulları konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün gençlerimiz göç yollarını tutuyorsa, bir arada bir arkadaşıyla yan yana gelip bir sosyal ve kültürel ortamı paylaşamıyorsa bilelim ki gençlerimiz özgür değil, onlar da tecrit altındadır. Bugün fabrikalarda işçiler, evlerine bir sıcak ekmek götürecek parayı bulamıyorsa, 7/24 çalışıp açlıkla karşı karşıya kalıyorsa ve eğer birlikte bir grev yapamıyorsa, bilelim ki işçi kardeşlerimiz de tecrit altındadır. Bilelim ki tecridi kaldırmak sadece Kürt halkının sorunu değildir. Türkiye’deki bütün halkların sorunudur. İşçilerin ve emekçilerin sorunudur, kadınların ve gençlerin sorunudur. Bu meydandan Türkiye’deki bütün halklara ezilen ve sömürülenlere çağrı yapıyoruz; gelin tecrit sistemini hep beraber ortadan kaldıralım.

Bu sözlerimiz bir yandan bu meydanda toplanmış olan halklarımıza ama bir yandan Ankara’da sarayda bu ülkeyi yönetenlere; 40 yıldır devam eden Kürt sorununda ölümler çözüm oldu mu? Olmadı. Çatışmalar çözüm oldu mu? Olmadı. Kürtçe dilini yasaklamak çözüm oldu mu? Olmadı. Kayyım rejimi ile Kürtçe tabelaları indirmek Kürt sokaklarının Kürtçe tabelalarını indirmek çözüm oldu mu? Elbette hayır. İmralı tecridi bir çözüm mü? Çünkü bu halk burada bulunan insanlar İmralı tecridinin ortadan kaldırılması için buradalar. Ülkemizin ve coğrafyamızın tamamının sorunudur Kürt sorunu. Kürt sorunu etnik bir sorundur, kimlik sorunudur, statü sorunudur. Ortadoğu’nun ve dört parça Kurdistan’ın sorunudur. Biz çağrılarımız çok yaptık. Gelin Türkiye’de barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözelim, Suriye’ye Irak’a da İran’a da bir model teşkil edelim. Gelin Kürt sorununu bu ülkede barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözelim, halkların birliğini sağlayalım.

Bakın Türkiye halkları ve sizler, mazlum Filistin halkı için gözyaşı döktü. Bugün İsrail’in Filistin halkına yaşattıkları hepimizin içini yaralamıştır. Bugün Mescidi Aksa'ya yapılan saldırılar, bugün Filistin topraklarına yapılan saldır ve insansızlaştırma politikasının aynısını bu rejim Efrîn'de Kürt halkına yapmıştır. Marmara’daki, İç Anadolu'daki, Karadeniz’deki kardeşlerim, Türk kardeşlerim, Arap, Ermeni, Laz, Çerkez kardeşlerim; Bizler nasıl Filistin halkı için hep beraber üzüldük, hep beraber barış çağrıları yaptıysak Kürt halkı için de bunu yapmalıyız. Bu sorun çözülmeden Filistin sorununun çözülmesini talep etmek samimi bir talep değildir. Gerçekçi ve inandırıcı bir talep değildir. Bakın bugün Türkiye, Kürt sorunun çözebilmiş bir ülke olsaydı, Filistin ile ilgili yaptığı çağrıların karşılığını pekala çok daha güçlü alırdı. Buradan bir kez daha hep birlikte gür sesimizle barış diyelim, barış diyelim, barış diyelim. 

Biz burada binlerce insanla birlikte Erdoğan’a söylüyoruz. Ukrayna ve Filistin için söylediğin sözleri senin söylediğin gibi sana söylüyoruz. Adil bir barışın kaybedeni olmaz ey Erdoğan. Türkiye 72 milletten ve inançtan insana ev sahipliği yapan bir ülke. Biz halklar arasında bir sorun yoktur. İktidarlar, halklar arasına nifak tohumları sokmaya çalışanlara diyoruz ki biz halklar olarak halklar köprüsünü hep beraber kuracağız. Karadeniz’den Kurdistan’a, Ege’den İç Anadolu’ya ve Çukurova’ya ülkemizi bir cennet bahçesine hep beraber çevirecek miyiz? 

BMGK, İran'ın saldırısını bugün masaya yatırıyor BMGK, İran'ın saldırısını bugün masaya yatırıyor

Diyorlar ki somut olarak ne olabilir. Bakın Sayın Öcalan’ın uzun süre tecrit altında kalması ve uzun tutukluluk süresi uluslararası hukuka göre bir umut hakkını doğurmuştur. İmralı Cezaevi kapatılmalıdır. Tecrit sistemi yaşamın her alanında son bulmalıdır.”

Editör: Haber Merkezi