SUR AJANS- İstanbul’da kadınlar, “Kurtuluşumuz Feminist Mücadele” şiarıyla 22’nci Feminist Gece Yürüyüşü’nü Taksim’de gerçekleştirdi.

Diyarbakır’da Amedspor’un şampiyonluğu için taraftar coşkusu Diyarbakır’da Amedspor’un şampiyonluğu için taraftar coşkusu

Feminist Gece Yuruyus

Sıraselviler Caddesi’nden Taksim’e yürümeye çalışan binlerce kadının sloganları ve isyanı birçok sokak ve caddede yankılandı.

Sabahın erken saatlerinde Taksim’e çıkan tüm yollar polis bariyerleri ile kapatılırken, kadınlar gruplar halinde farklı noktalardan Sıraselviler Caddesi’ne doğru hareket etti.

Yağmura rağmen binlerce kadının sokağa aktığı eylemde kadınlar sık sık “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Gelsin baba, gelsin koca inadına isyan”, “Kadın yaşam özgürlük” sloganlarını attı.

Ellerinde erbane ve farklı müzik aletleri ses çıkaran, zılgıt çeken kadınlar ellerinde,  “Jin jiyan azadi”, “Her çığlığın arkasındayız”, “Bize örgütlü delilik lazım” dövizlerini taşıdı.

Kadınlar ellerinde taşıdıkları her bir dövizle cezasızlık politikaları ve yasalar başta olmak üzere haklarına dönük saldırılara ayrı ayrı mesajlar verdi.

Binlerce kadının yürüyüşü polisler tarafından engellenmeye çalışılsa da barikatlara yüklenilerek engeller aşıldı.

‘Direnmenin gücünü feminist dayanışmada bulduk’

8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nde yapılan açıklamada ise şu ifadeler yer aldı:

“Bugün 8 Mart 2024. 22. Feminist Gece Yürüyüşü’ndeyiz. Sadece 22 yıldır değil, kendimizi bildiğimizden beri, yüzyıllardır mücadele vermiş, erkeklere direnmiş kadınlardan aldığımız güçle mücadele ediyoruz. Bu sene de başta patriyarkayla ve gücünü yine patriyarkadan alan siyasi baskılarla mücadele etmenin yolunu feminizmde, direnmenin gücünü feminist dayanışmada bulduk. Feminist mücadele bize sadece kadın ve lgbti+ düşmanlığıyla başa çıkma azmini değil, aynı zamanda her gün, her yerde dünyayı değiştirebileceğimize dair inancımızı verdi. Yalnızca bizler mücadele ettikçe, direndikçe artan iktidarın siyasi baskılarına karşı değil, hayatımızın her alanını ele geçirmeye, bedenlerimiz üstünde söz söylemeye, emeğimizi gasp etmeye, paramıza, malımıza, mülkümüze el koymaya, sırtımızdan geçinmeye, bizi sindirmeye, şiddetle kontrol edip cezalandırmaya çalışan erkeklere karşı her gün her an mücadele verdik. Bu erkekler kimi zaman sokakta tanımadığımız bir erkek, kimi zaman iş arkadaşımız, patronumuz, kimi zaman ve en çok da babamız, sevgilimiz kocamız oldular. Bizi sindirmek için, bizi bu eşitsiz sömürü düzenine mahkum etmek için yalnızca baskı ve şiddeti değil, aynı zamanda sevgi sözcüklerini kullanarak bizim için en iyisi olduğunu iddia ettikleri kendi kararlarına bizi iknaya çabaladılar. Şu yüzyılda, bugün burada bulunan on binlerce kadın, sırf geçtiğimiz 8 marttan bu yana binlerce defa hayatındaki erkeklere eşit olduklarını anlatmaya, kendi kararları ile diledikleri yaşamı sürme hakları olduğunu anlatmaya çalıştı. Bizim mücadelemizden, feminizmden korkuyorlar çünkü feminist dayanışmamız, birlikte ördüğümüz bu mücadele bizlere yalnız olmadığımızı hatırlatıyor. Kendimizi en çaresiz, alternatifsiz hissettiğimiz anlarda, bu hayatı değiştirme gücümüz olduğunu bizlere hatırlatıyor. Erkeklere hayır deme, bu düzene başkaldırma gücü veriyor.”

‘Emeğimizin, bedenimizin, varlığımızın yok sayıldığı ve sömürüldüğü bir dayatma’

Deprem felaketi ve ekonomik kriz koşullarında kadınların yaşadıkları sorunlara değinilen açıklama şöyle devam etti: “2024'te giderek yoksullaşırken barınma krizinden işsizliğe, çocuk bakımından yaşlı bakımına, nitelikli eğitime erişmekten meslek seçebilmeye kendi ayaklarımız üzerinde durmamızın ne kadar zorlaştırıldığının farkındayız. Bize bunun karşısında tek bir yol sunuluyor: Aile. Bu siyasetin en üst mertebesinden Aile şuralarıyla, Medeni Kanunu ve Anayasa'yı değiştirme çabalarıyla, toplumsal cinsiyet eşitliğinin tamamen silindiği eğitim sisteminin Diyanet'in etkisi altına girmesiyle örgütleniyor. Bize kapatılan bu sokaklar, "Büyük Aile Buluşmaları" adı altında LGBTİ+ nefreti yayan tarikatlara açılıyor. Onların aile dedikleri, içinde istismara ve şiddete uğradığımız, emeğimizin, bedenimizin, varlığımızın yok sayıldığı ve sömürüldüğü bir dayatma. Barınacak bir ev için, geçinebilmek için eşitsizliğe razı gelmemiz bekleniyor. Başka türlüsünü yaşamak ise "ayıp" ve "yasak". LGBTİ+ların film gösterimleri, Kuirfest gibi festivalleri, piknikleri, sergileri bile yasak. Yıllardır var olan Bayram Sokak'ın mühürlenmesiyle transların, seks işçilerinin evlerinde yaşaması, çalışması yasak. Ayıplara, yasaklara kaybedecek hayatlarımız yok!”

‘2023’te 300’ün üzerinde kadın erkekler tarafından öldürüldü’

Erkek şiddetinin giderek tırmandığına dikkat çekilen açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Resmi olmayan verilere göre 2023’te de 300’ün üzerinde kadın erkekler tarafından öldürüldü. Sadece iki gün içinde 9 kadın ya evlilik içinde ya boşanmaya çalışırken ya boşandıktan sonra uzaklaştırma kararına rağmen katledildi. Biz erkek şiddetini, şiddetin engellenmeyişini, erkek egemenliğini bir toplumsal sistem olarak ele alıyoruz. Kolluğun görevini yapmadığını, 6284’ün etkin uygulanmadığını, hakimlerin cinsiyetçi yargılamalarını, devlet sığınaklarının yetersizliğini gündeme getiriyoruz. Mevcut siyaset ise kadınların güçlenmesini, eşitlenmesini ürkütücü buluyor ve aileyi güçlendirmede ortaklaşıyor. Ürksünler zaten, çünkü bize eşitlik, özgürlük yoksa onlara da huzur yok.”

Editör: Haber Merkezi