Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından kabul edilen 21 Şubat Dünya Anadil Günü, bu yıl da Kürtçeye dönük inkar politikalarıyla karşılanıyor. Kürtler, kültürel soykırım politikaları ile anadillerine dönük baskı ve saldırılara karşı mücadeleyi sürdürüyor. İktidarı boyunca Kürtçeye dönük baskı, yasak ve saldırıları sürdüren AKP, bu durumu çok dilli hizmet veren belediyelere atadığı kayyımlarla derinleştirdi. Belediyelere atanan kayyımların ilk işi tek dilli uygulamaya geçmek, parklara ve sokaklara verilen Kürtçe isimleri kaldırmak, Kürt kültür ve sanat kurumlarını kapatmak oldu.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) yönetiminde olduğu 2010 yılında hizmete açılan Aram Tigran Kent Konservatuarı, 2016 yılında atanan kayyım tarafından kapatıldı. Kürt kültür ve müziği çalışmaları yürüten konservatuar, binlerce kişiye eğitim verdi, onlarca eğitmen yetiştirdi. Konservatuarın kapatılmasıyla “Em zarokên vî gelê bê mûsîk nahêlin” (Bu halkın çocuklarını müziksiz bırakmayacağız) diyen konservatuar eğitmenleri, 4 Mart 2017’de Ma Music Akademisi’ni kurdu. “Herkes için müzik, her yerde müzik” sloganıyla yola çıkan akademi önemli çalışmalara imza attığı 6 yıllık süreçte, Kadın Korosu, Çocuk Korosu, MA Orkestrası, Doğal Ritim Orkestrası, Zarok Ma ve Dengbêj Akademisi kurdu.

Ma Music eğitmenlerinden Evin Tiryaki ve Ferhat Ertaş, 21 Şubat Anadil Günü’ne ilişkin hazırlıklarını anlattı, anadilde müziğin önemini değerlendirdi.

Halkların anadil mücadelesi

Eğitmen Ferhat Ertaş, 21 Şubat Anadil Günü’nün var olmasının başlı başına bütün halklar üzerinde bir yok sayma politikası olduğunun göstergesi olduğuna işaret etti. Anadil Günü’nün tarihsel gelişimi üzerinde duran Ertaş, “Her halk ve ulus dil hakları için mücadele ediyor. Biz Kürtler de basında, müzikte, resimde, her alanda bu dili yeni nesillere aktarmaya çalışıyoruz. Biz sanatçılar, eğitmenler olarak, dilimizi ve varlığımızı yeni nesillere aktarmaya çalışıyoruz. Maalesef yeni nesiller egemen kültürün etkisinde kalıyor. Bu da devletin politikasını gözler önüne seriyor” diye konuştu.

Yeni nesillere aktarıyorlar

Kürtçe müzikle anadili yeni nesillere aktardıklarını ve bir hafıza oluşturduklarını söyleyen Ertaş, “Bu mirası bize Cegerxwîn bıraktı, her Kürt genci evinde, sokağında, varlık nedeni olan kendi anadilinde konuşmalı, düşünmeli ve hareket etmeli. Kendini bu konuda sorumlu görmeli ve bu dili yaşatmalı. Biz de bu amaçla elimizi taşın altına koyduk” dedi.

Baskılara Kürtçe müzikle cevap

Anadilin insanın rengi olduğunu ve herkesin kendi diliyle tanımlandığının altını çizen Ertaş, kendilerinin de dillerinin yok sayılmasına karşı müzikle cevap olduklarını aktardı. Asimilasyonun temel hedefinin çocuklar olduğuna dikkat çeken Ertaş, buna karşı kendilerinin de eğitim yaşını 0-5 arası yaş grubuna indirdiklerini söyledi.

İki nesil arasında köprü kurma

Çalışmalarını Cegerxwîn, Ehmedê Xanî, Evdalê Zeynikê, Meryem Xan, Sûsika Simo, Şakiro’dan miras aldıklarını dile getiren Ertaş, iki nesil arasında bir köprü kurmaya ve iki neslin birbirine ulaşması için mücadele ettiklerini kaydetti. Devraldıkları miras üzerinden şekillendirdikleri Kürtçe müzikle milyonlara ulaştıklarını belirten Ertaş, “Biz bugün belki 600 çocuğa eğitim veriyoruz, ama atölyelerimizle binlere ulaşıyoruz. Kurdistan’ın her yerinde insanlarla buluşup binlere ulaşırken, şarklılarımızla da milyonlara ulaşıyoruz. Bugün yaptığımız bir şarkı her eve ulaşıyor. ‘Keleşo’ ve ‘Kîvroşkê Kîvroşkê’ şarkısı bugün bütün çocuklara ulaşıyor. Bu da yok edilmek istenen dil ve kültürümüze karşı en büyük cevaptır. Bugün bir çocuk kendi dilinde şarkı söyleyebiliyorsa, bu seni yok etmeye çalışan faşizme karşı en büyük darbedir” şeklinde konuştu.

Diyarbakır’daki Tiyatro Festivaline yoğun ilgi Diyarbakır’daki Tiyatro Festivaline yoğun ilgi

Hem müzik hem Kürtçe dil dersi

Kürtçeye dönük asimilasyon politikalarına değinen eğitmen Evin Tiryaki, çocukların bilinçli bir şekilde hedef aldığını söyledi. Tiryaki, çalışmalarıyla anadil için mücadele etiklerini ifade etti. Müziğin yanı sıra Kürtçe dil eğitimi de verdiklerini aktaran Tiryaki, “Eğitime ilk gelenler arasında hiç Kürtçe bilmeyen de var ve bu ilk başlarda onları zorluyor. Anadilin evde konuşulması önemli bir etken oluşturuyor. Anne babanın evde Kürtçe konuşması çocuğun üzerinde de olumlu bir katkı sağlıyor. Kürtçe bilmeyen çocuk ilk başlarda bir ikilem arasında kalsa da zamanla bu istek olduğu için aşılıyor. Çocuklar isteyerek buraya geliyor. Hafta sonu çocuklar eğitime geldiklerinde, o istek ve heyecanı onlarda gözlemliyoruz” dedi.

Anadilde eğitimde kadının rolü

Anadilde eğitimde kadınların rolüne değinen Tiryaki, şunları söyledi: “Kadının rolü çok önemli, çünkü değişimi o sağlıyor. Özellikle kadınlar ve dilimiz üzerinde özel bir savaş politikası uygulanıyor. Biz de buna karşı dilimizle, kültürümüzle ve çalışmalarımızla karşısında duruyor, mücadele ediyoruz. Ben Kürtçe hasretiyle yaşadım ve anadilimi 20 yaşımda öğrendim. Anadilimle kendimi daha iyi ifade edebiliyorum. Dilimiz üzerinde yoğun bir baskı var, buna karşı direniyoruz. Konserlerimizin, oyunlarımızın yasaklanmasına izin vermeyeceğiz. Her zaman karşısında duracağız.”

Editör: Ali Abbas Yılmaz