Şırnak’ın Cizre ilçesinde bulunan bir okulda 4 Mayıs 2023 tarihinde 14 yaşındaki bir kız çocuğu öğretmeni E.B. tarafından cinsel tacize maruz kaldı. Cinsel taciz olayı çocuğun ailesine anlatmasıyla adli mercilere yansıdı. Pedagog eşliğinde Çocuk İzlem Merkezi’nde (ÇİM) ifadesi alınan çocuğun “beyanlarının çelişkisiz ve samimi olduğuna dair” değerlendirme raporu hazırlanırken, raporda çocuğun zincirleme şekilde istismar edildiği belirtildi.

Bunun üzerine Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame Cizre 2'inci Ağır Ceza mahkemesi tarafından kabul edildi. Cinsel taciz faili öğretmen E.B., 28 Şubat’ta  görülen 2'nci duruşmasında ''Sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı” iddiasıyla beraat etti.

Çocuğun avukatlığını yapan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatlarından Arzu Sena Topuz, beraat kararını ve dosyadaki gelişmeleri değerlendirdi.

Alevi Bektaşi Federasyonu Danışma Kurulu toplantısı Alevi Bektaşi Federasyonu Danışma Kurulu toplantısı

'Eğitici olmanın getirdiği kolaylıktan faydalandı'

Kız çocuğunun zincirleme şekilde istismar edildiğine ilişkin iddianame hazırlandığını ve daha önce de çocuğun fail tarafından mesajla sürekli taciz edildiğini anımsatan Topuz, “Yargılama sırasında öğretmenin küçüğü daha önce de mesaj atmak suretiyle taciz ettiğine dair beyanlar tutanağa yansıdı. Yargılamanın ikinci celsesinde savcılık tarafından sanık öğretmen E.B’nin istismar eylemini ‘eğitici olmasının getirdiği kolaylıktan’ faydalanarak gerçekleştirmiş olduğundan ağırlaştırılmış halde cezalandırılması talep etti. Savcılığın mütalaasına rağmen 28 Şubat'ta görülen duruşmada sanık öğretmenin beraatine karar verildi" dedi.

Çocuğa karşı cinsel suçlarda 'kanıt' sorunu

Çocuklara karşı işlenen cinsel suçlarda yargının “somut kanıt” aradığını ve mağdur ifadelerinin esas alınmadığını belirten Topuz, “Maalesef çocuğa yönelik istismar eylemlerinin her bölgede var olduğunu ve her meslek mensubu tarafından gerçekleştirilebildiğini görüyoruz. Bu kadar derin bir sosyal gerçekliğin karşısında ise bu suçların kanıtlanmasının zorluğu gerçekliğiyle karşılaşıyoruz. Her ne kadar cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda en esaslı kanıtın mağdurun beyanı olduğunu sürekli hatırlatsak da, maalesef bu dosyadaki gibi daha fazla delilin talep edildiği durumlar ile karşılaşmaktayız” diye belirtti.

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçların kimsenin göremeyeceği yerlerde yaşandığına vurgu yapan Topuz, “Bu gerçekliğin varlığına rağmen istismar dosyalarında beyanın dışında başkaca delil aramak bu suçların tamamen cezasız kalmaları yönünde bir yargısal tutum oluşturacaktır. Cizre’de ki dosyamızda ifadelere katılan pedagoglar tarafından küçüğün ifadelerinin çelişkisiz ve samimi olduğuna dair raporlar dosyaya sunulmuştur. Savcılık tarafından verilen mütalaada küçüğün, sanığa iftira atmasını gerektirecek herhangi bir durum bulunmadığı ve ifadelerinin tutarlı olduğuna dair değerlendirme yapılmıştır. Suçun varlığının bu denli açık olduğu bir dosyada ‘delil yetersizliği’ sebebiyle verilen beraat kararı cezasızlık sistemini yaratacak türden bir karardır" ifadesinde bulundu.

‘Delil aramak, cinsel istismar suçlarının tamamen cezasız kalmasına sebep olacak’

Uzman pedagog eşliğinde beyanları alınan çocuğun ifadelerinin samimi olduğu kanaatine varıldığını ve buna rağmen beraat kararı verilmesini değerlendiren Topuz, " Savcı, sanığın eğitmen olmasının getirdiği kolaylıktan da faydalanarak gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle ağırlaştırılmış halden ceza alması gerektiğine dair değerlendirme yaptı. Zira delil aramak, cinsel istismar suçlarının tamamen cezasız kalmasına sebep olacaktır. Ancak savcının bu değerlendirmesine rağmen son celsede sanığın suçu işlediği sabit görülmediğinden beraat kararı verildi. Oysa küçüğümüz istismara maruz kalıyor. Yaşadığı durum için yardım talep ediyor. Ardından koca koca odalarda koca koca insanlara bazen bir kez, bazen defalarca kez olayı anlatmak zorunda kalıyor. Ortada ciddi bir adalet talebi var ve sırf bunun için olaya defalarca kez yeniden maruz kalmış bir çocuk var. Nihayet öğretmenin ceza alacağına inandığı anda ise o koca koca insanlar toplanıp suçu işlediği sabit olmadığından beraat kararı veriyor. Bu bir çocuğun mahkeme salonlarıyla tanışma hikayesi. Bir çocuğun hukuk devleti olduğu, anayasal güvence altına alınmış devletinden ilk kez adalet talep edişidir. Bu bir küçüğün henüz 14 yaşında adalete olan inancının kırılması demektir” değerlendirmesinde bulundu.

'Sanıktan çocuğa iftira'

Sanığın mağdur çocuğa iftira attığını söyleyen Topuz, "Sanık öğretmen son celsede küçüğümüzün babasının kendisini telefonla mesaj atarak tehdit ettiğini, ancak iyi niyetli olması sebebiyle şikayetçi olmadığını iddia etti. Bu savunma ile şüpheli kuvvetle muhtemel mağdurun aslında kendisi olduğu yönünde heyette itibar oluşturmaya çalıştı. Ancak açıkça savunma dokunulmazlığının sınırlarını aşan, iftira niteliği taşıyan bu beyanlar için de ayrıca suç duyurusunda bulunduk. İşlediği suçun ardından sanık kürsüsünde mağdurun kendisi olduğunu iddia eden sanıklarla çok karşılaştık” dedi.

'Ceza alması için istinafa götüreceğiz'

Karara karşı hukuki mücadelesini sürdüreceğini belirten avukat Topuz, "Suçun bir okulda ve öğretmen tarafından gerçekleştirilmiş olması çok kritik bir detay. Çocuklarımızın okulda bile güvende olmadığına dair hissedilecek toplumsal güvensizlik çok ciddi bir sıkıntı. Bu nedenle emsal bir karar alınarak öğretmen olan sanığın cezalandırılması ve çocuklarımızın kendini gerçekleştirebilecekleri alanlarda güvende olacaklarını hissetmesi gerekiyor. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olarak maalesef girdiğimiz her istismar dosyasında istismarın delilinin beyan olduğunu, çocuğunun zaten halihazırda rızasının olamayacağını, çocukların istismar edildiklerinde korkudan tepki veremeyeceklerini, küçüğün eylem anında değil de biraz zaman geçtikten sonra uğradığı eylemin istismar olduğunu fark edebileceğini yeniden anlatmak zorunda kalıyoruz. Cizre’deki dosyamızı da istinafa götürüp istismarcı öğretmenin en ağır şekilde cezalandırılması için mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu.

Kaynak: MA