Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) “Diyarbakır yerel hizmetlerde neleri kaybediyor? “ başlıklı bir panel düzenledi. Panele kentteki STK temsilcileri, kendi alanlarında uzman isimler ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Feridun Çelik katıldı.

I M G 20240227 133353

“Kent, Çevre ve Kültürel Miras, Kadınlar, Gençler ve Çocuklar İçin Nasıl Bir Kent, Sosyo-Kültürel Yaşam ve Politikalar, İktisadi Durum ve Kırsal Kalkınma” şeklindeki başlıklara odaklanan programa cezaevinde tutuklu bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Dr. Selçuk Mızraklı bir mektup gönderdi.

Mızraklı: Bu topraklar ne İskenderler, ne Alpdoğanlar, ne Yıldırımlar gördük ama yenilmedik

Programı anlamlı ve değerli bulduğunu ifade eden Mızraklı, “Bilimin, vicdanın ve hafızanın rehberliği ile gösterdiğiniz çabalardan geleceğe önemli gönderileriniz çıkacaktır. Ne kadar fiziken uzağınızda olsak da halkımızın sevgilisi Demirtaş ile beraber sizlere en sıcak selamlarımızı ve yürek dolusu sevgi ve özlemlerimizi gönderiyoruz” dedi ve şöyle devam etti:

“Bilimin, vicdanın ve hafızanın rehberliği ile gösterdiğiniz çabalardan geleceğe önemli gönderileriniz çıkacaktır. 2018 sonunda hazırlamış olduğumuz “Kent Sözleşmesi” ile toplumsalın damgasını taşıyan bir tutum belgesi, çerçeve sözleşmesi, bir vizyon ve misyon belgesi sunmuştuk. Ve bugün söylenileceklerinde katkısı büyük olacaktır. Şunu da sizlere açıkça samimiyetle söylemeliyim ki; kaybettiklerimize ilişkin yapacağınız ayrıntılı değerlendirmeler aynı zamanda bizlerin telafi etmesi, kazanması ve ilerisine geçmemiz gereken bir yol haritası, bir ev ödevi olacaktır. Ve beraberce kararlaşacağız.

17 yıllık yerel yönetim dönemimiz yaratıcı çözümler, odaksal çalışmalar insanı-toplumu ve doğayı merkeze olan çalışmalar ve cinsiyetlerin eşitlenmesi açısından önemli bir fikriyat membası da olmuştur. Bunu hedeflerinden biri olarak gören barbar, gerici, yayılmacı anlayış kayyım ambalajlı sömürge valiliği düzenine geçmiş, dişle-tırnakla-emekle biriktirilmiş her türden değerimizi talana koyulmuştur. Kent de, toplum da, kurumlarımız da, değerlerimiz de, doğamızda yara almıştır. Ama her şeye karşın bizler, bu topraklar ne İskenderler, ne Alpdoğanlar, ne Yıldırımlar gördük ama yenilmedik, azalmadık. Yeniden yeşermede, boy vermede arsız bir doğamız, suyumuz var. Hem unutmayacak, üstesinden gelecek hem de yaralarımızı saracak, daha da güçlü olacağız. Ben inanıyorum, sizlerin de benden eksik olmadığınızı biliyorum”

Sur’un yüzde 50’si yok oldu

Mızraklı’nın mektubunun ardından başlanan programda söz alan Nevin Soyukaya, “Kent, Çevre ve Kültürel Miras” başlığı altında bir sunum yaptı.

2015 yılındaki çatışmalı sürece atıfta bulunan Soyukaya, “Kentin kolektif hafızasının büyük oranda tahribine neden oldu” dedi ve şöyle devam etti:

“Kentin tarihi, kültürel ve sosyal dokusu açısından en fazla tahrip olan kesimi Suriçi oldu. Özellikle 2015 sonrasında yaşanan çatışmalı süreç ve ona bağlı olarak geliştirilen güvenlik eksenli yaklaşımlar ve kayyum politikaları tahribatın boyutunu derinleştirdi. Bakanlar Kurulu kararıyla yüzde 82’si kamulaştırılan Suriçi’ndeki büyük çaplı yıkım ve yeniden inşa faaliyetleri alanın yüzde 50’sinin tamamen yok olmasına ve bütünlüğünün bozulmasına neden oldu”

Sahte bilet basıldı, Amedspor uyardı Sahte bilet basıldı, Amedspor uyardı

Yeni Foto (10)

‘Farkındalık oluşturulması gerekiyor’

Kayyım atamalarının kent üzerinde bıraktığı etkiye vurgu yapan Soyukaya, “Kayyım belediyeciğin, kanunlara aykırı bir şekilde park alanlarını, rekreasyon alanlarını, eğitim, sağlık alanlarını iptal edip adeta bir emlak ofisi gibi kendi arazisinin değerini artırıp satılığa çıkarması ya da noktasal revizyonlarda oluşan rantın bir anlamda rüşvet çarkı oluşturmasına karşı ilgili sivil toplum kuruluşlarının farkındalık oluşturması, yasal süreçlerin işletilmesi ile ‘rant mekanizması’nın basın ve sosyal medya platformlarında gündeme getirilmesi bir çözüm olarak önerilebilir” ifadesini kullandı.

Soyukaya, kayyım sürecinde sivil toplumun kent hakkında alınan kararlara dahil edilmediğini söyledi ve kentteki ulaşım, imar, tarihi alanlardaki sorunlar kayyım politikasıyla daha derinleştiğine vurgu yaptı.

"Kültürel hayat durma noktasına geldi"

“Sosyo Kültürel Yaşam ve Politikalar” üzerine bir sunum yapan Reha Ruhavioğlu, ise şunları söyledi:

“Kayyım çocuk kreşlerini kapattı. Amed Şehir Tiyatrosu, Aram Tigran Konservatuarı'nın bütün bu kültür kurumlarını hem ana dilliye hizmetlere hem de daha çoğulcu bir kültür hizmetlere bütün bu kurumları ortadan kaldırdı. Ve bu Diyarbakır'ın kimliğini yansıtan kültürel hayat büyük ölçüde durma noktasına geldi. Bu kurumların tekrar canlandırılması gerekiyor

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi nezdinde bazı girişimlerde bulunmalı ve oradaki Kürt vatandaşların anadilde bazı haklarını alabilmesini sağlamalı. Benim bildiğim kadarıyla İzmir'de Kürtçe Kent Rehberi var. İstanbul'da bazı kurslarda Kürtçe öğretiliyor. Ama Kürt nüfusu çok yoğun. Yani bir yere seçmenin beğeneceği bir adayla oy meselesini tartışıyoruz ama bir kreş açmayı birbirimize sormuyoruz”

Çözüm süreciyle birlikte kentte yönelik yatırımlar azaldı

Programda “İktisadi Durum ve Kırsal Kalkınma” konusunu ele alan ekonomist Mehmet Aslan da 2022 verilerine göre Diyarbakır’ın Gayrisafi Milli Hasılada yüzde 13’ünün sanayiden geldiğini söyledi. Çözüm süreciyle birlikte kente yönelik yatırımların arttığını ve sonrasında sürecin bozulmasıyla düşüşe geçtiğini aktardı.

Uyuşturucu kullanımı 8 yaşına indi

“Kadınlar, Gençler ve Çocuklar” başlığı için söz alan Meral Özdemir kentte artan uyuşturucu kullanımına dikkat çekti ve şöyle ekledl:

“Uyuşturucu küçük çocuklara kolaylıkla ulaştırıldığı bağımlılık meselesi sadece Suriçinde Bağlar gibi daha yoksul olan yerlerde değil, Kayapınar gibi ekonomik durumun iyi olduğu yerlerde de sıklıkla karşımıza çıkıyor ve kullanım düzeyinin oldukça yüksek olduğu belirtiliyor. Diyarbakır'da rehabilitasyon merkezinde 8 yaşında bir çocuğun yatan hasta konumunda olduğu belirtiliyor.

Kayyum öncesi dönemde kadınlara, gençlere ve çocuklara yönelik çalışma yöntem, kurumlar, STK’lar işlevini kaybedince ya da kaybettirilince sorunlar arttı”

Editör: Haber Merkezi