Yeni Dönem Yayıncılık, “Uluslararası Lenin Yüzyılı” başlıklı bir sempozyum düzenledi. Şişli’de bulunan Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde iki gün sürecek olan sempozyumun ilk oturumunda, Yazar Volkan Yaraşır,  Güney Kore’den People’s Democracy Party Delegasyonu,  Britanya Komünist Partisi-ML Joti Brar,  Önsöz Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Songül Yücel konuşmacı olarak yer adı. Basına kapalı şekilde başlayan ilk oturumda, devrim diyalektiği, Ekim Devrimi’nin tarihsel deneyimi ve 21’inci yüzyıl devriminin zaferine etkileri ve Lenin’in eserleri konu başlıkları tartışıldı.

Lenin Yüzyılı

Moderatörlüğünü Avukat Bahattin Özdemir’in yaptığı sempozyumun ikinci oturumunda, Mücadele Birliği Yazarı Cuma Şat, Siyasetçi Ergun Adaklı, Adana Mücadele Birliği Platformu'ndan Barış Kaya,  Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nden Dr. Meryem Abu Dagga konuşmacı olarak yer aldı.

‘Ulusal baskı ulusal ayaklanmalar başlatır’

Bu oturumda ilk olarak konuşan Mücadele Birliği Yazarı Cuma Şat,  Lenin'in emperyalizm ve savaş rejimleri karşısında ortaya koyduğu teoriye işaret etti. Geçmişten bu yana dünyanın birçok yerinde emperyalist ve kapitalist rejimlere karşı halklar tarafından eylemler gerçekleştirildiğini belirten Şat, “Ulusal baskılar,  ulusal ayaklanmalar başlatır. Son döneme dünyanın birçok yerinde bu kapitalist ve emperyalist düzene karşı devrimci, eylemler ve ayaklanmalar başlamış durumda. Özellikle İsrail ve Filistin arasında yaşanan savaşta Filistin halkının emperyalizme karşı sürdürdüğü mücadele bütün dünya halklarını ayağa kaldırmış durumda. Dün Filistin halkının İsrail Siyonizmine karşı mücadelesini konuşurken, bugün Yemen halkının ABD emperyalizme karşı savaşını konuşuyoruz. Bu emperyalist savaşlara karşı dünyada ve Ortadoğu'da devrimci mücadelelerde var. Emperyalizm asıl bunu gizlemek istiyor. Bunun nedeni ise sosyalizmin çöküşüne rağmen ABD’nin sosyalizmin tamamen yok edildiğine inanmamasıdır.  Bu yüzden Rusya’nın parçalanmasını ve sosyalizminin tamamen yok edilmesini istiyor” dedi.

Kapitalizmin Ortadoğu'ya saldırısı

Daha sonra söz alan siyasetçi Ergun Adaklı, Lenin’in teorisi ve ortaya koyduğu örgüt anlayışıyla bugün herkese yol gösterdiğini belirtti. Ortadoğu'da emperyalist ve kapitalist sistemin sadece sosyalizme karşı olmadığını vurgulayan Adaklı, “Tüm Ortadoğu'yu yıkmak istiyorlar” dedi. Emperyalizmin Ortadoğu’da asgari ve siyasi güç elde etmek istediklerini kaydeden Adaklı, “Ortadoğu’da başlayan ve son kertede İsrail ve Filistin arasında yaşanan savaş NATO'nun yeniden Ortadoğu'ya yerleşmesi demektir. Burada amaç sadece Gazze ve Filistin'in bertaraf edilmesi değil, burada çok daha büyük bir amaç var. ABD ve NATO’nun içinde olduğu derin devletlerin organize ettiği yeni bir saldırı dalgası var. Bu savaşa karşı halkların birleşik mücadelesi gerekmektedir. Kürtler Araplar Türklerin birlikte dayanıştığı bir birleşik mücadeleye her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Emperyalist, kapitalist sistemi dünyadan bertaraf etmek için bu birliktelik olmazsa olmazımızdır” şeklinde konuştu.

Ulusların kendi kaderini tayin hakkı

Diyarbakır’da TCDD-Belediye sorumsuzluğu! Kaçak ölüm yolu hala kullanımda Diyarbakır’da TCDD-Belediye sorumsuzluğu! Kaçak ölüm yolu hala kullanımda

Mücadele Birliği okuru Barış Kaya, ulusların kendi kaderini tayin hakkının proletaryanın sorunu olmadığını,  bunun ulusal bir sorun olduğunu belirtti. Kaya sözlerine şöyle devam etti: “İçinde bulunduğumuz çağda ulusal sorunun çözümü proletaryanın omuzlarına kalmış. Ezen ulus milliyetçiliğini ve ezilen ulus milliyetçiliğini aynı kefeye koyamayız. Ulusların kendi kader hakkından bahsederken biz kesinlikle ulusların ayrılma hakkından bahsetmiş oluruz. Bir ulusun özgürlük hakkı başka bir ulusun çıkarlarına kurban edilemez. Burada halkların kendi kaderini tayin hakkından bahsederken Kürdistan sorununa değinmek istiyorum. Son yüzyıldır Ortadoğu'da Kürtlerin devrimci mücadelesi devam ediyor. Kürdistan, İran, Irak, Suriye ve Türkiye tarafından dört parçaya bölünmüş ve burada yaşayan Kürt halkıda da ezilen ulus durumuna düşmüştür. Kürt işçi ve emekçileri bulundukları ülkelerinde işçileriyle birlikte mücadele etmelidir, çünkü bütün işçi ve emekçilerin düşmanı o ülkedeki burjuvadır.”

‘İsrail saldırıları 75 yıllık işgalin tamamlanmasıdır’

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nden Dr. Meryem Abu Dagga da,  Filistin halkıyla dayanışma gösteren herkese teşekkür ederek sözlerine başladı. Dagga devamla, “Şuan ki durumumuza değinecek olursak Siyonist ve emperyalist kuvvetlerin teknolojik ve askeri tüm imkanlarıyla farklı servetleri ele geçirme çabalarına mücadelede birleştiğini görüyoruz. Siyonist olmayan Yahudilerin, Siyonist hareketine karşı olduklarını görüyoruz.  Siyonist hareket bu olumsuz algıyı ortadan kaldırmak istiyor. Filistin’deki Siyonist işgalin Amerika Birleşik Devletleri ile tüm dünya emperyalizminin desteğiyle uygulandığını biliyoruz. Çünkü Siyonist varlığın çöküşü demek ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını koruyan Arap bölgesini de vuran ve kaynaklarını kontrol etmek için onu parçalayan devletlerin de ölümü demek. Şu anda Filistin’de olan şey 75 yıllık işgalin öldürmenin ve yerinden edilmenin tamamlanmasıdır” dedi.

‘Ekim devrimi düşü gerçeğe dönüştürmek’

Son oturumda 2021 yılında korona virüsü sebebi ile yaşamını yitiren Mücadele Birliği'nden Vefa Serdar'ın, "Ekim Devrimi Düşü Gerçeğe Dönüştürmek" adlı sunumu, Mücadele Birliği okuru Yılmaz Ekşi tarafından okundu. Sunumdan önce Vefa Serdar'ın mücadelesi, devrimci kişiliği ve devrimci mücadeleye olan bağlılığından söz edildi.

‘Uzlaşmacılıkla hesaplaşmalıyız’

Maden İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, Türkiye kapitalizmin 1980 darbesiyle birlikte uluslararası kapitalizme yüzde 80 entegre olduğunu belirterek, 12 Eylül’den bu yana  hem hukuki düzeyde hem siyasi anlamda  oluşturdukları sofistike bir rejimin inşa edildiğini kaydetti. İşçi ve emekçilerin müthiş bir sömürü ve baskı altına alındığının altını çizen Aksu, Türkiye'deki genel grevlerin koşullarına dikkat çekti.

Son olarak söz alan Karayolları Taşımacılık Ve Emekçileri Sendikası (KATAŞ-SEN) Genel Başkanı Şahin Başaran, Filistin mücadelesine değinirken ilhakın başarıya ulaştığını vurguladı. Başaran, “1800lerde bizler 8 saatlik iş günü için öldürüldük,  bugün İstanbul’da bizim örgütlendiğimiz otobüs şoförleri 20 saat çalışıyor. Bugün yaşadığımız gerçek anlamda budur. Türkiye’de tüm bu süreçler yaşanırken inatla ısrarla işçilerin yanında olmayan devrimciler bugün elitist oldular. Marx'ın, Lenin'in temsilcisi olduğunu iddia eden devrimciler, fabrikalardan uzaklaşamazlar.  Öncelikle Marksizm ve Leninizm’in ufkunu görmeliyiz, önümüze koyduğu görevleri görmeliyiz. Bugün bir şeyler hesaplaşılacaksa uzlaşmacılıkla hesaplaşmalıyız. Bizler dünyanın her yerinden işçiler olarak Marksizm Leninizm'in saldırı hattını oluşturmak zorundayız” dedi.

Sempozyum, soru cevap bölümüyle devam etti.

Kaynak: MA