İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi, son dönemlerde HÜDA-PAR’lı grupların kentteki saldırılarına dair adliye önünde açıklama yaptı. Açıklamaya, İHD Eş Genel Başkanları Eren Keskin, Hüseyin Küçükbalaban, sivil toplum örgütleri temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.

Diyarbakır’daki kobay iddiası yargıya taşındı Diyarbakır’daki kobay iddiası yargıya taşındı

Açıklamada ilk olarak konuşan İHD Eş Genel Başkanı Küçükbalaban, 90'lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlerin merkezinin Diyarbakır ve Batman olduğunu belirterek, kentte son dönemde artan saldırılara dikkati çekti. Hem dans okulundakilere, hem bir sitede havuza giren kadınlara yönelik saldırılar hem de kamuoyuna yansıyan diğer videoların topluma korku salmaya yönelik olduğunu dile getiren Küçükbalabani "'Sizin ağa babalarınızı öldürmüşüz daha mezarları belli değil, siz kimle konuşuyorsunuz' gibi kullanılan bu dilin devlet tarafından dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz. Daha dün kayıp yakınlarının 803’üncü eylemine katıldık.  Devletin bu söylemlerde bulunanları gözaltına alıp 'Hangisini öldürdünüz?', 'Kim öldürdü, bunları biliyor musunuz?' diye sorması gerekmez mi? Buradan bütün yetkilileri, İçişleri Bakanını ve Adalet Bakanını göreve çağırıyoruz" diye belirtti.  

Dini inanç ve inançsızlığın kişinin kendisiyle bağlantılı olduğunu belirten İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin de, şunları belirtti: "Herkes inanmak ve inanmamak konusunda özgür olmalı, ama 90'larda birçok insanımızı katleden bir zihniyetin yeniden ortaya çıktığını görüyoruz. Bugün başka bir yöntemle devlet korumasında ortaya çıktılar. Burger dükkanlarını bastılar, dans eden insanlara saldırdılar yaraladılar. Havuza girmeye çalışan özellikle kadınları engellemeye çalıştılar. Bunlar bize tabiri caizse sökmez. Herkesin inancı doğrultusunda özgürce yaşamasını savunan bir örgütüz. Devlete sesleniyoruz: Yapmayın, çok acı çektik daha fazla çekmek istemiyoruz.”

Daha sonra açıklamayı okuyan İHD Amed Şubesi Başkanı Ercan Yılmaz, artan saldırıların toplumsal barışa ve kentteki ortak yaşam kültürüne zarar verdiğini söyledi. Yılmaz, yaptıkları sağduyu çağrısına rağmen saldırıların durmadığını ifade etti. 90'lı yıllarda çok sayıda Kürt aydını, insan hakları savunucusu, siyasetçi ve sivil insanların gözaltında kaybedildiğini veya faili meçhul siyasi cinayetlere kurban gittiğini hatırlatan Yılmaz, "Yakınlarını kaybeden Cumartesi İnsanları ve kayıp yakınları, yıllardır alanlara çıkarak yakınlarının akıbetlerini sormakta, faillerin tespit edilip cezalandırılmalarını talep etmektedirler. Katledilen veya zorla kaybedilen insanlar; sadece kendi aileleri açısında değil, bütün Kürtler için, vicdan sahibi bütün insanlar için büyük bir acıyı, tutulamayan bir yası sembolize etmektedirler. Bu sebeple, 90'lı yılların karanlığını hatırlatan, insanları bu cinayetleri tekrarlamakla tehdit eden bu yaklaşım hiçbir şekilde kabul edilemez" ifadelerini kullandı.

Yılmaz, faillerin tutuklanmasını, açılan soruşturmanın etkin bir biçimde yürütülmesini istedi.  

Artan saldırıların özgürlüklere açık müdahale olarak gördüklerini söyleyen Yılmaz, toplumsal barışın sağlanması, bir arada yaşama kültürünün geliştirilmesi, farklı etnik, inanç ve siyasi grupların barış içinde ortak yaşamı inşa edebilmeleri için mücadelelerini sürdüreceklerini sözlerine ekledi.

Editör: Haber Merkezi