Caner Kılıç/ÖZEL HABER

Her yıl 8 Mart'ta kutlanan ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ bir diğer adıyla ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’, dünyanın her yerinde küçüklü ve büyüklü etkinlikler kutlanıyor veya gündeme geliyor. Diyarbakır’daki bir tekstil işçisi kadın ise 8 Mart’ın özünün unutulduğuna dem vurdu ve sıradışı sözlerle yaşadıklarına değindi. 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün temeli, işçi haklarına yönelik eylemlere dayanıyor. Sömürü sisteminin kurbanı olduğunu belirten işçiler, hakları için büyük eylemler yaptı ve eylemlerde arkadaşlarını yitirdi.

8 Mart’ın tarihçesine dair aktarılan bilgilerde; 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York şehrindeki bir tekstil fabrikasında işçiler haklarını almak için protesto eylemi gerçekleştirir.

Polis işçilere saldırır ve kadınlar fabrikaya kilitlenir. Kapıları kilitli fabrikada kalan kadınlar çıkan yangının alevleri arasında kalır ve 120 kadın işçi yaşamını yitirir. On bini aşkın kadın, can veren arkadaşları için kitlesel bir şekilde cenaze törenine katılır.

ABD’deki acı çığlıklı tekstil grevi yıllar sonra Ağustos 1910’da Danimarka’nın Kopenhang kentinde, 2’nci Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi liderlerinden Clara Zetkin ve Rosa Luxemburg, 8 Mart 1857’yi gerekçe göstererek, verdiği önerinin ardından 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olması oybirliği ile kabul edildi. Fabrika yükselen alevlerin neden olduğu acı çığlıklar 8 Mart’ı dünyaya yaydı.

'Hayallerim ekonomiye yani paraya takıldı'

Tekstil işçilerinin canı pahasına verdiği direniş, 8 Mart’ı dünya ülkelerine yayıldı. Ancak küresel çapta halen kadınlar toplumsal eşitsizliğin en derinini yaşıyor. Diyarbakır’da konuştuğumuz, sosyoloji mezunu Damla Kara, şuan bir tekstil işçisi. Kara, bölgedeki tekstil fabrikalarındaki tablonun iç açıcı olmadığını dile getiriyor.

DEM Parti Eş Genel Başkanları’ndan Kobanê Davası heyetine çağrı DEM Parti Eş Genel Başkanları’ndan Kobanê Davası heyetine çağrı

“Üniversitede iken, 8 Mart’a dair makaleler okurdum. 8 Mart’tın temelini atan direnişçi kadınlara özenirdim. Kadınlar böyle birlik olursa kimse karşılarında duramaz ve hakkettiği emeğinin karşılığını alırlar derdim.

Okulu bitirdikten sonra uzun bir süre kendi alanımda bir iş bulmak için çaba harcadım. 8 yıldır kendi bölümümden iş bulamıyorum. Kendi alanımın dışında şuan bir tekstilde çalışıyorum. Çalışıyorum dediğime bakmayın sömürülüyorum. Çünkü bize asgari ücretin altında bir maaş veriyorlar. Mecbur çalışıyorum.

Okulu bitirdikten sonra çalışan kadınlara dair araştırma yapmayı çok isterdim. Bunun gibi çok hayalim vardı. Ancak hayallerim ekonomiye yanı paraya takıldı. İnsanın maddi gücü olmaz ise tıkanıyor. Bunu yaşayarak öğrendim”

Bölge illeri en düşük istihdam oranına sahip

Ekran Resmi 2024 03 08 13.22.37Verileri gerçeğinin daha altında olduğu tartışmalarıyla gündeme gelen Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre de en düşük istihdam oranı ile en düşük işgücüne katılma oranı Diyarbakır’ın da arasında olduğu bölge illerinde. Aynı tablo, kadın istihdamı için de geçerli.

'Çiçek verip fotoğraf çektirmek 'ikiyüzlülüktür''

Diyarbakır’daki bazı tekstil fabrikalarının bir sömürü mekanı haline döndüğünü aktaran Kara, sermaye sahibi ile bazı ‘duyarlı’ kurumların dönemsel olarak kadın istihdamı ve benzeri konularda yaptığı açıklamaları ‘ikiyüzlü’ bir şov olarak niteliyor.

“Bazen arkadaşlarımla konuştuğumda bana ‘Madem sen bunları biliyorsun ve bu bilinçtesin, neden buna karşı durmuyorsun? Neden çalışıyorsun bu şartlarda?’ diye soruyorlar. Dışarıdan bakıldığında haklı bir soru. Dedim ya ben mecbur çalışıyorum. 7 yıl işsiz kaldım. Benim mücadelemle değişeceğine inanmıyorum açıkçası. Çünkü toplumsal bir çürüme söz konusu.

Mesleğim gereği fırsat buldukça buradaki sivil kuruluşları takip ediyorum. Acaba bu coğrafyanın çocuklarını sefalet ücretinin de altında çalıştıranlara ilişkin ne diyorlar ya da bir çalışmaları var mı? Yok.

Bizi düşünerek adım atan bir kurum ve kuruluş yok. Bize alternatif sunan yok. Burada çok sayıda kadın arkadaşımla birlikte aynı şartlardayız. Benim 364 günde yaşadığım bu zorlu hayat, 8 Mart gününde bitmiyor ve sürüyor.

Ya birileri bu sömürüye göz yumuyor, ya da o sömürüden payını alıyor

Her 8 Mart’ta ezildiğimiz fabrikalara gelip çiçek vermek. Ya da bizi dışarı çıkarıp bir fotoğraf çektirmek ikiyüzlülüktür. Ben öyle görüyorum, kimse kusura bakmasın. İkiyüzlülük olmasaydı birgün bizim emeğimiz için mücadele eder ve açıklama yaparlardı. Çaldıkları emeğimizle fabrikalarını büyüttüler. Kimse de bunu görmüyor. 

Bir de bazen duyarlı bazı kesimler çıkıyor, bizim adımıza açıklama, toplantı ve konferanslar yapıyorlar. Fotoğraflara bakıyorum. Asgari ücretin altında işçi çalıştıranlar o programlarda. Bu ne yapan çelişki?

Ya birileri bu sömürüye göz yumuyor. Ya da o sömürüden payını alıyor. Yoksa bu coğrafyaya bu kadar kayıtsız kalmazlardı. İçimiz dolu. Eğer kayıtlı kalmak istiyorlar ise resmi kurumlar aracılığıyla ya da içten bir araştırma ile çalışma şartlarımızı tespit edebilirler.”

"Kadınların hakkına göz diken fabrikaların, firmaların önünde haykıralım"

Bazı kadın arkadaşlarının çalışmayı bıraktığını ifade eden Kara, dikkat çekici sözlerle konuşmasını tamamladı:

“Bu toplum her 8 Mart’ta alanlara çıkıyor. Türkiye’de 1984’ten bu yana 8 Mart il il kutlanıyor. Peki bu neyin kutlaması? Kadınlara neden çiçek veriliyor? Biz aklımızı mı kaybettik? 1984’ten bu yana ülkedeki kadınlar açısından neyi değiştirebildik gerçekten? Kadınlar diyorum dikkat ediniz. Tek örneklerden bahsetmiyorum.

Hala çalıştıkları yerler Asgari ücreti bile vermiyor. Kadınlar hala öldürülüyor, şiddet görüyor ve düşük ücretlerle köle gibi çalıştırılıyor? Benim bir önerim olacak. Sefalet ücretini bile kadınlara çok gören, kadınların hakkına göz diken fabrikaların, firmaların önünde haykıralım. Ve bunu yılın 364 günü yapalım. Diğer günü ise yani 8 Mart’ta ise kadınlar olarak başardıklarımızı alana çıkarak kutlayalım.

Alevler içindeki tekstil fabrikasında can veren kadınların direnişiyle ortaya çıkan 8 Mart’ı, bugün Diyarbakır’daki tekstil işçisi kadınlar olarak asgari ücretin altındaki bir maaşla karşılıyoruz.

Raporda kadın var ama kadının çalışma şartları yok

Ekran Resmi 2024 03 08 14.36.04

Yaklaşık 4 yıl önce yapımı tamamlanarak faaliyete geçen Diyarbakır Tekstil İhtisas OSB’de fabrikalar çalışmalarını sürdürüyor. Diyarbakır Tekstil İhtisas OSB’ye bağlı 64 firma bulunuyor.

12 Şubat 2024 tarihinde Diyarbakır Ticaret ile Sanayi Odası (DTSO) ve Güneydoğu Tekstil Sanayi ve İş İnsanları Derneği (GÜNTİAD) hazırladıkları “Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu”nu açıkladı.

Raporda kentte 331 işletmenin olduğu ve bu işletmelerdeki çalışan sayısının toplam çalışan 21 bin 522 olduğu ve bu yasının yüzde 64’ünü yani 13 bin 774’ünün kadın çalışan olduğu yer aldı.

Raporun açıklandığı toplantıda Türkiye'de tekstil sektörünün hammaddesi olan pamuğun yüzde 55'ini Diyarbakır ve Urfa’da üretildiğine değinildi ancak asgari ücretin altında çalıştırılma sorununa değinilmedi.

BİLGİ NOTU: Konuştuğumuz tekstil işçisinin adı isteği üzerine değiştirilmiştir.

Editör: Haber Merkezi