Arif Bulut/GÖRÜŞ

Sportif alanda uzun bir mücadelesi olan ve sporun öteki yüzündeki ayrımcılığı derin bir şekilde yaşayan, hisseden Amedspor, şampiyonluğunu resmi olarak ilan etmek için gün sayıyor.

Türkiye'deki emekliler ne istiyor? Türkiye'deki emekliler ne istiyor?

Evet gün sayıyor. Tüm olumsuzluklara rağmen. Amedspor henüz resmi olarak şampiyon ilan edilmezken, geçtiğimiz hafta deplasmanda konuk olduğu ve 1-0’lık skorla yendiği Kastamonu maçına milyonların gözü çevrilmişti.

Milyonların tümü bildiğimiz spordaki bir taraftar kitlesi değildi, Amedspor’un yaşadığı öteki ayrımcılığın ana unsuru olan bir halktı.

Buraya bir alıntı ile virgül koyalım sonra devam ederiz….

Bilmeyenler için Amedspor, resmi hesabından tarihçesini şu ifadelerle anlatıyor:

“Kulübünün tarihçesi Melikahmet Turanspor olarak başlar. 1972’de Turan Gazozları’nın sponsorluğunda kırmızı-beyaz renklerle kurulan kulüp, uzun yıllar amatör liglerde mücadele etti. 1985’te Turan Gazozları’nın sponsorluktan çekilmesiyle kulübün adı “Melikahmetspor” oldu. 1990 yılında Diyarbakır Belediyesinin satın aldığı kulübün adı “Diyarbakır Belediyespor”, renkleri de yeşil-beyaz olarak değiştirildi. 1993’te Diyarbakır’ın büyükşehir statüsüne alınmasıyla kulübün adı da “Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor” olarak 3. kez değişikliğe uğradı.

1996’da takımın renkleri yeşil-beyazdan sarı-kırmızı’ya çevrildi. 1999 yılında, kulübün adı DİSKİ’den gelir elde etmesini sağlamak amacıyla “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi DİSKİspor” olarak değiştirildi. 15 Nisan 2007 tarihinde 3. Lig’de Aksarayspor’la deplasmanda beraber kalıp ligin bitimine 2 hafta kala şampiyon olup 2. Lig’e yükselmeyi başardı. Uzun yıllar, Diyarbakır’ın Diyarbakırspor’dan sonraki ikinci büyük takımı olan DİSKİspor, 2009-10 sezonu sonunda tekrar 3. Lig’e düştü. 2010-11 sezonu başında yapılan kongre sonucu, kulübün adı “Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor” olarak değiştirildi.

2012-2013 sezonu sonunda 3. Lig 1. Grup’ta lider olarak tekrar TFF 2. Lig’e yükselen Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor’un sarı kırmızı olan renkleri, 19 Mayıs 2013’te yapılan kongrede Diyarbakırspor’un da renkleri olan yeşil-kırmızı ile değiştirilmiştir.

Kulüp son isim değişikliğini 7 temmuz 2015 tarihinde yaptığı kongre ile Amed Sportif Faaliyetler Kulübü olarak değiştirmiştir. Kulüp bu son isim değişikliği ile Diyarbakır’ın tarihsel ve kültürel yapısına vurgu yaparak logosunu Diyarbakır İç kalede bulunan çift başlı kartal simgesi ile değiştirmiştir.”

Kaldığımız yerden devam edelim. Tarihçe olarak, bakıldığında isim değişikliğinin süreçlerini görebiliriz. Ancak bu süreçlerde Amedspor’un yaşadıklarını internet arşivinde veya daha önceki yıllarda kulüpte top koşturan eski tüm futbolculara ve yöneticilere danışarak öğrenebilirsiniz. Onlardan o yaşananların öteki yüzünü dinleyebilirsiniz.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi Amedspor, bir üst lige geçeceği şampiyonluğunu resmi olarak ilan etmek için bu hafta kendi sahasında konuk edeceği Iğdırspor maçını bekliyor. Böyle olması durumunda Amedspor, 2007’deki gibi ligin bitimine 2 hafta kala bir üst lige çıkmış olacak ve tarihine yeni bir dönüm noktası eklemiş olacak.

Zorlu merdivenleri inişli çıkışlı bir şekilde çıkmaya çalışan Amedspor, bir kimlik ve bir duruşun takımı oldu.

Türkiye’de barış havasının hakim olduğu 'çözüm sürecinde' yaptığı isim değişikliği başvurusu kabul edildi. Sonra mı ne oldu? Sonrasında kendisine sevdalı olan halkın yaşadıklarını sportif alanda yaşadı.

İl Spor Güvenlik Kurulları tarafından 31 Ocak 2016 tarihiyle birlikte Amedspor, deplasman maçlarında halkından kopartılmaya çalışıldı. Bu tarihten itibaren Amedspor’a, birkaç istisnai durum dışında günümüze kadar, yani yaklaşık 8 yıl boyunca deplasman maçları için taraftar yasağı konuldu.

Durum sadece deplasman yasaklarıyla da sınırlı kalmadı. Yukarıda dediğim gibi, eski yönetici ve futbolcuları Amedspor’a yönelik işlenen suçların en net tanıkları.

Dilerseniz, Amedspor’a dair siyasilerin ve Türkiye’deki spor camiasının temsilcileri tarafından işlenen suçları kısa maddeler halinde sıralayalım;

·      Amed ismi taşıdığı için kriminalize edildi.

·      Siyasiler tarafından hedef gösterildi.

·      Taraftarına orantısız müdahale edildi ve yargı kıskacına alındı.

·      8 yıl boyunca taraftarından mahrum bırakıldı.

·      PFDK tarafından haksız cezalara çarpıtıldı.

·      Siyasi baskılardan kaynaklı ekonomik darbeye maruz kaldı.

·      Sponsor ve SMS kampanyalarından faydalanmasına müsaade edilmedi.

·      Futbolcuları haksız cezalara maruz kaldı.

·      Sportif alanda ayrımcılıklarla karşı karşıya kaldı.

·      8 yıllık kayyum döneminde ayni ve nakdi haklarından mahrum bırakıldı.

Sıralanan maddeler sizin travmanızı bir kez daha tetiklediyse kusura bakmayın lütfen. Ruh halinizi bozan o travmaları yaşatanlara ilk tepkiyi, Kastamonuspor maçı sonrası yaptığınız şampiyonluk provasıyla karşılık verdiniz. Provasını yaptınız. Sırada resmi şampiyonluğunuzu provanın üstündeki bir coşkuyla kutlama zamanı.

Kutlama yapılırken de yaşadıklarınıza karşı ses çıkaramayan ve bir güne bir gün yanınızda yer almayan ancak başarılarınıza ortak olmaya çalışanlara da müsaade etmemek gerekiyor diye düşünüyorum.

Amedspor’un elde ettiği başarının en temel dinamiğini unutanlar, dönüp Amedspor’un arkasındaki taraftar kitlesinin duruşuna bakmalı. Zafer sarhoşluğuna kapılma riski taşıyanlar, bu yüzden durup iyi düşünmeli.

Bunları ifade ederken birileri ne alaka diyebilir. Ancak gazeteciler programları takip ederken, o mesleki gözleri bazı detayları görebiliyor. Bunu meslektaşlarımız bilir. Alakasına biraz o gözden bakmak gerekiyor. Buna biraz aşağıda değineceğim.

Kısa bir hatırlatma: Amedspor’un, doğalgaz, elektrik, su vb borçları nedeniyle karizmasının çizilmeye çalışıldığı dönemlerde bu şehirde hiç mi Kürt iş insanı yoktu? Bu takım Sponsorluklara hasret kaldığında hiç mi hiç Kürt iş insanı yoktu?

Şimdi var artık. Öyle varlar ki metrelik afişlere bin lirayı aşan paralar verip üzerine “Başarılar Amedspor” gibi ifadeleri yazdırıp altına da imzalarını çakıp asıyorlar. Son bir ayda ise stattaki reklam yerleri de dolmaya başladı sürekli maçlara gidenlerin de dikkatini çekmiştir belki.

Ha bir de ilk başlarda stadın tam kapasite dolması için halka çağrıda bulunan bazı Amedspor yöneticileri de şimdi de halkın yüzüne bazı kapıları kapatmaya çalışıyorlar. Bunu da gördük.

Nasıl mı gördük? Amedspor’un Kastamonu galibiyeti sonrası taraftarlar tarafından bir şampiyonluk provası niteliğinde kutlamalar yapıldı. Deplasmanda olan takımı Diyarbakır havalimanında karşılamak için binlerce taraftar yola çıktı ve havalimanında saatlerce bekledi.

Saat 22’yi geçtiğinde takım geldi. Taraftarlar takımı Şehmus Özer Tesisleri’ne kadar götürdü. Diyarbakır’ın sokaklarını kutlama yerine çeviren taraftarlar, yerel basında geniş bir yer aldı. Ancak basına kulüp tarafından o güne dair bir bilgi notu paylaşılmadı. En azından ben göremedim.

Takım gelecek. Yönetici ve futbolcular taraftarın bu mutluluğuna dair birkaç şey söyleyecek mi? Program mı olacak? Saat kaçta olacak? gibi bilgiler olmadan gazeteciler kentti turladı. Bunları niçin söylüyorum. Çünkü Amedspor’un o günkü mutluluğu sınırlı sayıdaki medya kuruluşlarında yer alabildi. Ana Akım Medya’da neredeyse hiç yer almadı. Dolayısıyla buradaki medya kuruluşlarının sağlıklı bir program takibi için bilgilendirilmesi gerekiyordu.

Kapıların kapanmasına dönmek istiyorum. Takım henüz Şehmus Özer Tesisleri’ne yetişmediğinde kulübe geldik. Tesisin girişindeki demir kapı kapatılmış ve halk cadde ortasında bekletiliyordu. Bu manzarayı görürken, “Tesisin içindeki geniş boşluk alan dururken, neden taraftarlar (halk) caddede bekletiliyor ki?” sorusuyla tesis binasına giriş yaptım. Tabi kapıda “basın, gazeteciyiz” vurgusuyla…

İçerde yol boyunca ve tesis önündeki kalabalıktan aldığım görüntüleri birleştirip paylaşmaya çalışıyordum. O esnada yaka kartlı biri bana doğru gelerek, “Sizleri de dışarı alalım” diye çıkışmaya başladı. Kendisine gazeteci olduğumu ve şuan burada kendi işimi yaptığımı aktarmaya çalıştım. Ancak yaka kartında ‘Genel Sekreter’ yazılı görevli kartını göstererek ısrarla çıkmam yönünde tekrarlarda bulundu.

Bir gazeteci olarak karşılaştığım tablo karşısında hayıflanarak, “Siz basını kulüp binasında istemiyor musunuz?” diye sorunca. Biraz durdu ve bu kez de yön değiştirerek içerde başka bir alanı göstererek oraya geçmemi istedi. Yaşanan duruma tepki olarak kulüp binasını terk edebilir ve haber takibini bırakabilirdim. Ancak, milyonlarca Amedspor’lu taraftarın gelişmelerden haberdar olması için karşılaştığım tabloya karşı farklı bir refleks geliştirmedim. Terk etmedim.

Gösterilen alana gidip yarım kalan videomu tamamlamaya çalıştım. O esnada “Sen kimsin? Ben 15 yıldır buradayım. Daha dün gelmiş bana buradan çık diyor” diye bir ses yükseldi. Kafamı telefondan kaldırım baktım. Meğerse kulübün yeni bir çalışanı, sesini yükselterek sitem eden kişiye kulüp binasından çıkması için “Burada bekleme çık” tarzında ifadeler kullanmış.

Sonra mı ne oldu? Saat 00:00’ı geçiyordu. Başkan Aziz Elaldı ile bazı futbolcular balkona çıkıp taraftarı selamlayacaktı. Balkona çıkan kapının hemen yanında iki kişi dikildi ve “Sadece izin verdiğimiz kişiler yukarı çıkacak” denildi.

Yukarı çıkıldı ancak önceden organizasyon yapılmadığı için megafon ve benzeri bir ses cihazı yoktu. Öyle kuru bir şekilde saatlerce bekleyen taraftara “Şampiyonluk hayırlı olsun” denildi. Taraftar sevdiği futbolcuları isim balkonda görmek için isim vererek çağırmaya başladı.

Taraftar birkaç kez Amedspor’un mücadele ettiği grupta kol kralı konumunda bulunan “Berk İsmail Ünsal’ı” çağırdı. Ancak balkonda “Başkan dedik böyle olacağını. Bu şekilde önünü alamayız” diyerek futbolcuların selamlaya katılmaması yönünde ses yükseldi. O gün o sesi çıkaran isim kendini biliyor ve Berk İsmail’i çağıran taraftarlar da Berk’in balkona çıkarılıp çıkarılmadığını biliyor.

Bir taraftar istememezlik mi vardı? Yoksa bir organizasyon eksikliği mi vardı bilemiyorum. Normalde futbolcular sevgi selini görmek ister, ya da sportif alanlardaki şamiyonluk sevinçlerinde yönetimler futbolcuları tam kadro taraftarla buluşturur ve basına bir görüntü vermeyi amaçlar.

Başarı güzel, halk (taraftar) güzel. Provada yaşananlar bir ön eleştiri olarak kabul edilip şampiyonluk provasından sonra yapılacak kutlama bu halka en yakışır şekilde olmalı diye düşünüyorum. Her şey yer yerinde olsun. Çünkü bu halk her şeyin en iyisini hak ediyor. Bu halk birkaç kişinin tribini çekmek zorunda değildir ve bu halka da böylesi bir tablo reva görülmemeli.

Yazının başlığı da bu yüzden “Provanın diğer tarafı: Amedspor’u halktan ayırmayın!” oldu. Tekrar etmekte fayda var:

“Kutlama yapılırken de yaşadıklarınıza karşı ses çıkaramayan ve bir güne bir gün yanınızda yer almayan ancak başarılarınıza ortak olmaya çalışanlara da müsaade etmemek gerekiyor.

Amedspor’un elde ettiği başarının en temel dinamiğini unutanlar, dönüp Amedspor’un arkasındaki taraftar kitlesinin duruşuna bakmalı. Zafer sarhoşluğuna kapılma riski taşıyanlar, bu yüzden durup iyi düşünmeli”

Yazıyı halkın Kastamonu maçı sonrası yaptığı şampiyonluk provasındaki görüntülerlerle bitiriyorum. Olsun ama güzel olsun...

Editör: Haber Merkezi