Türkiye’de 2016’da ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) kadın kurumları ve merkezlerinin kapatıldığı bir ortamda artan erkek-devlet şiddetine karşı Diyarbakır’da harekete geçen kadınlar, 29 Aralık 2018 tarihinde Rosa Kadın Derneği’ni kurdu. Aradan geçen 5 yılda sadece Diyarbakır’da değil çevre kentlerdeki kadınlara da ulaşmaya çalışan dernek, kadın ve çocuklara yönelik şiddet ile cinsel suçların önüne geçmek için dayanışma sağladı. Bu süre zarfında baskı ve yargı kıskacına rağmen kesintisiz bir mücadele veren derneğin 200'e yakın yönetici ve üyesi hakkında yaptıkları açıklama, eylem ve etkinlikler gerekçe gösterilerek dava açılırken, son 3 yılda psikolojik cinsel, ekonomik ve dijital şiddete maruz kalan 200’den fazla kadın derneğe başvurarak, destek istedi. Derneğin Yönetim Kurulu üyesi Berfin Polat, geride bıraktıkları 5 yıla dair konuştu.

Yola koyulma süreci 

OHAL sürecinde kadın dayanışma merkezlerinin kapatılıp, işlevsiz hale getirildiğini hatırlatan Polat, “Tam da bu süreçte şiddeti görünür kılmak ve sivil toplum örgütlerinin yaşamış olduğu sıkıntılara bir itiraz olarak derneğin kuruluşunu gerçekleştirdi. Şiddetle mücadele etmek, buna dair politikalar üretmek ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda çalışmalar yürütmeyi esas aldık. Derneği bir şekilde duyan kadınlar, başvuruda bulunmaya başladı. Hem derneği kuran kadınlara hem kentteki hem de bölgedeki kadınlara çok iyi gelen bir süreç gelişti” diye belirtti.

Amaç çözüm mekanizması olmak

Kadınların şiddete maruz kaldıklarında başvurabilecekleri hiçbir mekanizmanın bırakılmadığı bir süreçte derneğin kurulduğunu hatırlatan Polat, “Kadınları yönlendirebileceğimiz, şiddet ortamından uzaklaşmalarını sağlayabileceğimiz sağlıklı mekanizmalar yoktu. Sığınaklar bu konuda zaten ciddi bir sorun teşkil ediyor. Uzun bir süredir şartların kötü olması sebebiyle kadınlar sığınaklarda kalamıyorlar. Bazen politik duruşları sebebiyle de sığınaklarda kalmak istemiyorlar. Bizde İstanbul Belediyesi veya Mor Çatı ile dayanışarak, başvuran kadınların sorunlarına çözüm bulmaya çalıştık” ifadelerini kullandı.

Yanı sıra başvuran kadınlara hukuki ve psikolojik destek de sunduklarını söyleyen Polat, ancak bu desteklerinin de sınırlı olduğunu dile getirdi. Polat, şöyle dedi: “Kadınları ihtiyaçları doğrultusunda doğru adreslere ve mekanizmalara yönlendiriyoruz. Konunun öznesi çocuk olduğu durumlarda Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi’ne yönlendiriyoruz, avukat talebiyle başvuranları Kadın Hakları Merkezi’ne yönlendiriyoruz. Mümkün olduğunca kadınları geri çevirmeden ihtiyaçlarına göre doğru adreslerle cevap olmaya çalışıyoruz.”

Yargı kıskacı

Derneğin kurulduğu günden bu yana devam eden yargı tacizine de değinen Polat, “Kürt kimliğinden kaynaklı farklı yargı pratikleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Dolayısıyla Rosa, 2020-21-22 yıllarında da belli periyotlarla iki defa basılmak suretiyle, birçok üyesi ve yöneticisinin gözaltına alınıp, tutuklandığı bir dernek olarak karşımıza çıkıyor. Bu yargı tacizlerinin son bulması için birçok kez basın açıklamaları, imza kampanyaları geliştirdik, defalarca Birleşmiş Milletlere (BM) çağrıda bulunduk. Maalesef ki yargı tacizleri sadece Rosa’ya has bir şey değil bu kentte, son yıllarda birçok kadın aktivist, siyasetçi ‘örgüt üyeliği’ ve ‘örgüt yöneticiliği’ gibi suç istinatlarıyla, gözaltı, uzun tutukluluk süreleri ve tekil iddianamelerle karşı karşıya kalıyor. Kadınlar üzerinden toplumun tamamında korku iklimini yaratmaya çalışan bir iktidar anlayışı var” diye belirtti.

Deprem bölgeleri

Baskıların yanı sıra her geçen gün artan kadına yönelik şiddetin kırım boyutuna ulaştığına işaret eden Polat, deprem bölgesindeki kadınların sorunlarına değindi. Polat, “Adıyaman’da köylerde çadırlarda izleme ve raporlama çalışması yürüttük, ihtiyaçları tespit ettik. Gelen yardımların doğru adreslere ulaşması konusunda çalışmalar yürüttük. Uluslararası diplomatik görüşmeler gerçekleştirdik. Ancak İnsan Hakları Haftası’nda Adıyaman’da gitmek isterken kolluk ve AFAD muhalefetiyle konteynırlarımızın kaldırılmak istendiğini duyduk. Tam da o esnada bizimle buluşmak için gelen kadınlar vardı ve o kadınlar Rosa Kadın Derneği’nin konteynırının kaldırılışına da şahitlik ettiler. Bu da aslında kadınların yalnızlaştırıldığının bir göstergesiydi. Dolayısıyla bu da bizim için ayrı ağır bir tabloydu” ifadelerini kullandı.

Kayyımlara karşı mücadele

Yaklaşan 31 Mart Yerel Seçimleri’ne dikkat çeken Polat, “Kayyumlarla birlikte birçok kadın dayanışma merkezi kapatıldı. Rosa, tam da bu ihtiyaçtan doğru kuruldu. Şuan mekanizmaların yoksunluğunu yaşayarak tek başımıza kentte mücadele veriyoruz. Kayyumun şiddet ve savaş politikalarına bizlerde maruz kalıyoruz ancak diğer yandan mücadeleyi bırakmıyoruz. Geçtiğimiz aylarda kadınlar Silopi’de yerel çalışmalara dair bir çalıştay gerçekleştirdi. Yürütülen tartışmalarda önemli öneriler ortaya çıktı. Bir kez daha kadınların kayyum politikalarına boyun eğmeyeceğini net bir tabloyla gördük” diye belirtti.

Çağın toplumsal muhalefeti

Oy ve Ötesi seçimde 50 bin gönüllüyle veri akışı hedefliyor Oy ve Ötesi seçimde 50 bin gönüllüyle veri akışı hedefliyor

Kadının hem nicelik hem de nitelik anlamda varlığına önem veren, özneleştirildiği bir yerel yönetim sürecinin yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Polat, şöyle devam etti: “Kayyumları kabul etmiyoruz çünkü kadın ve Kürt düşmanı politikalar kayyumlar üzerinden kendini hayata geçiriyor. Kentte de bunu çok ağır deneyimleyen bir kurumuz. Dolayısıyla yerel yönetimlerde tekrar kadın dayanışma merkezlerinin açıldığı, kadınların şiddetten uzaklaştıran mekanizmaların devreye sokulduğu bir süreç olmasını diliyoruz. Devletin çok yönlü baskılarına karşı kadınlar büyük bir direniş de sergiliyor. Çağın toplumsal muhalefet gücünün kadınların olduğunu iyi biliyoruz. Bu yüzden kadını koruyan mekanizmalar işlevsizleştiriliyor. 6284’ün tartışmaya açıldığı, Anayasa’nın değiştirilmesinin gündeme alındığı, karma eğitimi tartışmaya açan bu bozuk düzenin insafına kendimizi bırakmayacağız. Mücadelemize her daim devam edeceğiz.”

Kaynak: MA