Gündem

TMMOB: Faciaya çarpık kentleşme ve yanlış imar planları sebep oldu

Batman’da 4 kişinin yaşamını yitirdiği sel felaketindeki ihmalleri sıralayan TMMOB, sorumluları istifaya davet edip selden etkilenen yerlerin ‘Afet Bölgesi’ olarak ilan edilmesi çağrısında bulundu.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Batman İl Koordinasyon Kurulu (İKK), kentte üçü çocuk 4 kişinin sel yaşamını yitirdiği sel felaketinde karşılaşılan ihmallere ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi. İnşaat Mühendisleri Odası’nda yapılan toplantıda ihmallerin sıralanması öncesinde Siirt’in Şirvan ilçesine bağlı Maden köyünde Eti Bakır madeninde meydana gelen göçükte yaşamını yitiren 3 işçi anıldı.

 Açıklamayı okuyan TMMOB Batman İKK Sekreteri Vahdettin Tüzün, günler öncesinden yapılan uyarılara rağmen yeterli önlemlerin alınmayışının felaketi beraberinde getirdiğini söyledi. 

 Kent genelinde etkili olan yağıştan kent merkezinin neredeyse tamamının etkilendiğini kaydeden Tüzün, “Kent genelinde yollar sel sularıyla doldu. Eğitim Araştırma Hastanesi’nin bodrum katı su baskını nedeniyle kullanılamaz hale geldi ve hastanede 3 saat boyunca sağlık hizmetleri verilemedi. Kentin işlek caddeleri ile ara sokaklar uzun saatler boyunca kullanılamaz halde kaldı ve araç geçişlerine kapatıldı.  2006 yılında yaşanan sel felaketinden dersler çıkartılmadığı ve teknik olarak kentin altyapısının güçlendirilmediği üzücü bir şekilde ortaya çıktı. Altyapı yetersizliği ve önlemlerin alınmamasından kaynaklı kent merkezinin genelinde binaların zemin ve bodrum katlarını sel sularının taşıdığı çamur örtüleri ile doldu. Yaşanan selden sonra kent merkezinde ciddi hasarlar oluştu, ev ve iş yerleri kullanılamaz hale geldi” dedi.

‘Faciaya çarpık kentleşme ve yanlış imar planları sebep oldu’

Tüzün, aradan günler geçmesine rağmen yurttaşların kendi imkânlarıyla ev ve iş yerlerindeki su ve çamur tabakalarını tahliye etmeye devam ettiğini belirtti. Tüzün, “Kentte halen temizlik işlemleri devam etmektedir. Selden sonra yapılan gözlemlerde sel sularının içinde petrol atıkları tespit edildi. Altyapıda ciddi hasarlara neden olan sel, yollarda çamur örtüleri biriktirerek insan sağlığı ve yaşam koşullarını elverişsiz hale getirdi. Binaların zemin ve bodrum katları sel suları ve çamur birikintileriyle doldu. Doğa bir kez daha kendi gerçekliğini bizlere göstermiş oldu. Grê Savaro deresi uzun yıllardır kendi yatağını korumuş ve yağan yağmur sularını İluh Deresi üzerinden Batman çayına aktarmıştı. Çarpık kentleşme ve yanlış imar planları doğanın kendi akışını bozmuş ve bugün yaşanan faciaya sebep olmuştur. Grê Savaro deresinin yatağında yapılan menfez, yağmur sularını taşımada yetersiz kalmış ve selde insanlarımızın canına neden olmuştur” diye konuştu.

Uyarılar dikkate alınmadı!

Kent merkezi ve çevresinin yerleşim yerinden kaynaklı yüksek taşkın riski sınıfında bulunduğunu dile getiren Tüzün,  “Kent merkezinin yerleşim alanının düzlük olması ve içinden geçen derelerin yapılaşma yoluyla kapatılması ne yazık ki felaketlerin yaşanmasına neden olmaktadır. Kent merkezi etrafında bulunan Kıra Dağı ve Batı Raman eteklerinden akan sular, kent merkezinin içindeki dere yataklarından geçerek Batman Çayı’na ulaşmaktadır. 90’lı yılarda köylerin yakılması ve boşaltılması yüzünden kentte göç eden vatandaşlarımız İluh Deresinin etrafına yerleşmiş ve barınma ihtiyacını buralarda karşılamak zorunda kalmıştır. İluh Deresinin çeperindeki mahallelerde yoğun yağışlar sonrası seller oluşmakta ve kente ciddi zararlar vermiştir. Kent geçmişine bakıldığında genel olarak bu bölgelerde sele bağlı maddi zararların ve can kayıplarının yaşandığı görülmektedir. 2006’da TMMOB olarak hazırladığımız raporda ve 2021 yılındaki AFAD raporunda durum tespiti yapılmış ve gerekli uyarılar yapılmıştır. Ancak, ilgili merciler tarafından bu uyarıların dikkate alınmadığı bir kez daha ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.

Yetkililere istifa çağrısı

Kentte sağlıklı ve düzenli şehirciliğin önünü açmak için hizmet üretecek bir politikaya ihtiyaç olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını kaydeden Tüzün,  şunları ekledi: “Bu politikaların üretilmesinde kayyum anlayışı engel olmuş ve halktan uzak bir yönetim ve hizmet anlayışı ortaya çıkmıştır. Kentin temel sorunlarında bile yetkililere ulaşmakta zorluklar yaşanmaktadır. Kentin uzun yıllardır devam eden altyapı sorununa bile kayıtsız kalan yönetim anlayışı bu kenti kaderine terk etmiştir. Kentin temel ihtiyaçlarının karşılanması gerekirken israf projelerine milyonlar aktarılmıştır. Kent merkezindeki çalışmaların yetersiz kaldığı belediye yönetimi ilçe belediyelerine hizmet vererek, bugünkü tablonun ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. Belediye yönetimi imkânlarını ve bütçesini kentte yaşayan insanların sağlıklı ve güvenilir bir kentte yaşaması için kullanmalıdır. Yaşanan felaketten sonra yetkililerin tüm uyarıları dikkate almaması kamuoyu vicdanında ağır yaralar bırakmıştır. Yetkili kişilerin yetmezliklerini kent kamuoyuna mal etmeyerek istifa etmesi gerektiğini buradan hatırlatmak isteriz. Kayyum yönetimlerinin kentlerimize hizmet vermediğini bir kez daha belirtmek isteriz.”

‘Afet bölgesi ilan edilmeli’

Tüzün, selin vurduğu yerlerin ‘Afet Bölgesi’ olarak ilan edilmesi gerektiğini de söyledi. Tüzün, “Sel felaketinden sonra yaşanacak sağlık problemlerinin giderilmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir. Sel sularının kentin içme suyuna olan etkisinin ölçülmesi ve analizlerin yapılarak kamuoyuna açıklanmasını talep etmekteyiz.  Yaşanan selden sonra yaraların sarılması ve halkın günlük yaşamına dönebilmesi adına halkın ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir. Selden sonra DSİ tarafından taşkın risk haritalarının güncellenmesi gerektiği ortaya çıkmıştır” diye konuştu.

‘Rantçı politikalardan vazgeçin’

TMMOB olarak halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye atacak adımlardan, doğayı tahakküm altına alma anlayışından vazgeçilmesi çağrısında bulunduklarını dile getiren Tüzün, önerilerini ise “Doğa ile bütünleşik, bilim ve tekniği ön plana çıkaran uygulamalar yapın.  Ayrıca hazırlanacak raporların kent kamuoyu ile meslek odalarının görüşlerinin de alınması,  imar planlarında rantçı politikaların terkedilerek insan sağlığını önceleyen, bilimsel verilerin sağlıklı bir şekilde değerlendirildiği, mühendislik ve planlama ilkelerini esas alan planların yapılması gerekmektedir” diyerek sıraladı. (Kaynak: MA)