Gündem

2013’ten bu yana en az bin 379 kadın işçi yaşamını yitirdi

İSİG’in 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yayımladığı rapora göre, 2013 yılından bu yana en az bin 379 kadın işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla 2013’ten bu yana yaşanan kadın iş cinayetleri raporunu açıkladı. Rapora göre, 2013’ten bu yana en az bin 379 kadın işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi. Kadın işçi ölümlerinin kent bazında en yüksek olduğu kent ise, 116 kadın işçi ölümü ile İstanbul oldu.

Raporda, kadın işçi ölümlerinin yıllara göre dağılımına yer verildi. En fazla kadın işçi 165 ile 2016 yılı, en düşük kadın işçi ölümü ise 103 kadın işçi ile 2013 yılı oldu.  

Kadın işçi ölüm sebeplerinin oranlarına da raporda yer verildi. Raporda, trafik kazalarında yüzde 44, Kovid-19 yüzde 11, ezilme-göçük yüzde 8 olarak kaydedildi. İş kollarına göre ölümlerin açıklandığı raporda, 583 kadın işçi tarım/orman, 209 kadın işçi sağlık, 180 kadın işçi ticaret-büro-eğitim, 84 kadın işçi belediye, 81 kadın işçi ise tekstil kolunda yaşamını yitirdi.

Çocuk ve göçmenler

Raporda, ayrıca 2013’ten bugüne 101 kız çocuğu ve 79 mülteci/göçmen kadın işçinin de yaşamını yitirdiği bilgisine yer verildi. Raporda, şu çağrılara yer verildi:

" Toplumsal cinsiyetçi işbölümüne son verilmelidir.

Kadın işlerinin ‘tehlikesiz ve basit’ olduğu ön yargısı yıkılmalıdır.

Yeniden üretim atölyelerine dönüşen evler ve işyerleri sağlık ve güvenlik risklerine karşı güvenli hale getirilmelidir.

Gerek devlet tarafından gerekse emek ve meslek örgütleri tarafından oluşturulan işçi sağlığı ve güvenliği politikaları toplumsal cinsiyet açısından tekrar düzenlenmelidir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, işyerlerinde ve evlerde kadınların ağırlıklı olarak çalıştığı işlerin ve bu işlerde çalışan kadınlarda rastlanan ortak sağlık sorunları ve riskleri rapor edilmeli ve kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmalıdır.

Kadınların çalışma alanlarındaki kimyasal, biyolojik, fiziksel, ergonomik vb. riskler saptanmalıdır.

İşyerinde kadına yönelik cinsel şiddet, taciz, cinsel sataşma tehlikesine karşı önlem alınmalı, bu konu sendikaların toplu sözleşmelerinin önemli bir gündemi olmalıdır.

İşyeri toplu sözleşmelerinde, işkolu ve ülke bazındaki çerçeve sözleşmelerde kadın meslek hastalıklarına dair maddeler konulmalıdır.

Ev ve bakım hizmetleri azami ölçüde kamusal alandan ücretsiz karşılanmalıdır.

Kadınlar çifte mesaisinin yıpratıcılığı ve üstlerindeki aşırı iş yüküne bağlı fiziksel ve ruhsal zararlar toplamı bir meslek hastalığı tanımı getirilmelidir.

Başta İş Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası olmak üzere bütün yasa ve yönetmelikler toplumsal cinsiyeti gözetecek bir biçimde yenilenmelidir."