ZELAL SİNAYİÇ'İN ÖZEL HABERİ

Havaların soğuması ile kış mevsimi kendini iyice hissettirmeye başladı. İnsanların kış mevsiminde ilk uğrak yerlerinden biri aktarlar olurken, uzmanlar; bitki çayları tüketirken dikkatli olunması uyarısında bulunuyor.

Hava sıcaklarının birden düştüğü Diyarbakır’da yurttaşlar hastalıklara karşı önlem alabilmek için aktarların yolunu tutuyor. Sonbaharın kendini hissettirmesi ve havaların soğumasının ardından yurttaşlar, hastalıklardan korunmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için zencefil, zerdeçal, kekik gibi bitki çaylarına yöneliyor.

Tarih boyunca doğadan ve bitkilerden faydalanan insanlar, bu bitkileri birçok hastalığın tedavisinde kullanmaya çalışmış ve hala kullanılmaktadır. Hastalıkların tedavisinde kullanılan bitkiler önemli bir yere sahip olurken günümüzdeki sağlık ilaçlarının da yerini almıştır.

Günümüzde bitki çaylarının yerini tıbbi ilaçlar alsa da bu bitkilerin tüketimi hala azımsanmayacak derecede yüksek. Uzmanlar bitki çaylarının hastalıklara karşı faydalı oldukları kadar zararlı etkilere de sahip olduklarına dikkat çekerken, her hastalıkta her ilaç kullanılmadığı gibi her hastalıkta da her bitkinin kullanılmaması uyarısında bulunuyor.

Sur Ajans’a konuşan Diyarbakırlı yurttaş Şadiye Mutlu, aktar Fırat Geçici ve Diyetisyen Dilan Daş Kağa bitki çayları hakkında bilinen gündelik bilgiler ve bilimsel bilgiler hakkında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

Sağlık çalışanlarına mobbing Sağlık çalışanlarına mobbing

“Eskiden daha sağlıklıydık”

Eskiden şifayı doğadan topladıkları bitkilerden bulmaya çalıştıklarını ifade eden 56 yaşındaki Şadiye Mutlu, günümüzde ise ilaçlara yöneldiklerini söylüyor ve ekliyor:

“Eskiden hastaneler yoktu. Bizler köydeki bitkilerden şifa bulmaya çalışıyorduk. Eskiden daha sağlıklıydık. İlaç olarak sadece aspirin kullanıyorduk. Şu an şehirde ise bitki çaylarını çok az tüketiyoruz. Herhangi bir grip ve soğuk algınlığında direkt hastanelere gidiyoruz. Çünkü bitki çaylarıyla artık iyileşebileceğimizi düşünmüyoruz.”

“İnsanlar tıbbi ilaçlara yöneliyor”

Mutlu’nun bitki çaylarına olan ilginin eskiye oranla azaldığı düşüncesini doğru bulan Diyarbakırlı aktar Fırat Geçici 

“Kış mevsiminde zerdeçal, kış çayı, ıhlamur, nane ve limon gibi bitki çaylarına talep çok fazla. Eskiden insanlar bitki çaylarına daha fazla rağbet gösteriyordu ama şu an biraz azaldı. İnsanlar daha çok tıbbi ilaçlara yöneliyor. İlaçlardan fayda almayan insanlar bu sefer bizim dükkânlara geliyor, haklı olarak çözümü bizde aramaya çalışıyor” dedi.

Doktor tavsiyelerinin önemine de değinen Geçici konuşmasına şöyle devam etti:

“Evet, insanlar bitki çaylarını alsın ama doktor kontrolünde, kafamıza göre biz her şeyi veremeyiz. İnsanların bu konuda da çok dikkatli olması gerekiyor. Çünkü her insanın hastalığı ve bünyesi farklı olabiliyor ve yan etkileri dokunabilir. Bu yüzden dikkatli olmaları gerekir. Genellikle yardımcı olmaya çalışıyoruz ama doktor tavsiyesi çok daha önemli.”

Dilan Das Kaga

“Ne yersek oyuz ve yediklerimizle varız”

Diyetisyen Dilan Daş Kağa, grip ve viral enfeksiyonlara yakalanmadan önce bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor ve bunu dört başlık altında topluyor:

“Bağışıklık sistemini güçlü tutmanın başında sağlıklı beslenme geliyor. Çünkü ne yersek oyuz ve yediklerimizle varız. Bütün sağlık sistemlerimizin temelinde beslenme şeklimiz yatıyor. Bunun için de, mevsiminde gerekli sebze ve meyvelerden faydalanmak gerekiyor. Ispanak, lahana, karnabahar, bal kabağı gibi sebzeler ve mandalina, portakal ya da elma gibi meyveler vitamin açısından zengin içerikli yiyeceklerdir. Bundan dolayı kış mevsiminde bağışıklık sistemini güçlendirmek için bunların tüketilmesine dikkat edilmelidir.

İkinci sırada su geliyor. İnsanlar kış dönemlerinde su tüketmeyi unutuyor. Burada kastımız saf su. Günde ortalama 2,5 litre su içmek gerekiyor. Su bağışıklık sistemini güçlü tutmanın önemli bir ayağı.

Üçüncü sırada egzersizler yer alıyor. Egzersiz, sadece spor yapmak ve kilo vermek için yapılıyor gibi bir algı var, aslında böyle değil. Biz egzersizi sadece kilo vermek için yapmıyoruz. Egzersizler vücut direncini kesinlikle artırıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Dördüncü ise uyku yer alıyor. Yetişkinler için kesinlikle 7-8 saat uyku çok önemli. Sağlıklı ve verimli bir uyku için yukarıdaki maddelerin tamamı çok önemli. Bununla beraber ancak verimli bir uyku elde edilebilir.”

“Hastalanmadan bitki çaylarına yönelmek gerekiyor”

Hastalıkların çok vahim bir durumda olduğuna dikkat çeken Kağa, hastalanmadan önce bitki çaylarına yönelmenin gerektiğini şu cümlelerle ifade ediyor:

 “Bitki çayların tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Fakat hastalanmadan önce tüketilmesi çok daha sağlıklı olur. Hastalık bulaştıktan sonra vücut zaten bir savunma halinde, bağışıklık sistemi zaten biraz düşmüş oluyor, bu yüzden de bitki çaylarının bir faydası olmayabilir. Bitki çaylarının faydaları tabii ki çok fazla. Ancak her bitki çayının ayrı ayrı faydası bulunmasının yanında zararları da var. İnsanların bu çayları tüketirken çok dikkatli olması gerekiyor”

Bitki çayı alırken nelere dikkat etmek gerekiyor?

Sallama(poşet) çayların içerisinde mikroplastikler bulunduğu için kullanılmamasını söyleyen Kağa, dökme bitki çayların kullanılması gerektiğinin altını çiziyor. Dökme bitki çaylarını alırken de nelere dikkat edilmesi gerektiğini şöyle sıralıyor:

“Bitki çayları alırken eczanelerden almaya dikkat etmek gerekiyor. Aktarlardan alınacak ise mümkün olduğunca kapalı kutularda almaya dikkat etmek gerekiyor. Bunların hiçbiri mümkün değil ise hafif soğuk sudan geçirip öyle tüketmek gerekiyor.”

Kağa, yaprak, çiçek ve meyve kısımlı olan bitkilerden olan bitki çayların birçoğunun demlenildiğini, kaynatılmaması gerektiğini söylerken köklerinin ise kaynatılması gerektiğini ifade ediyor.

Kim, neye ve nasıl dikkat etmeli?

Bitki Cay Nedir

Her bitki çayın faydasının yanında zararları da bulunuyor. İnsanların bağışıklık sistemi ve hastalıkları birbirinden farklı olduğu için bu bitki çayları herkeste farklı reaksiyonlar gösterebilir. İnsanların bitki çaylarını tüketirken dikkat etmesi gereken noktalara vurgu yapan Kağa, dikkat edilmediği zaman hangi problemlerle karşı karşıya kalınabileceğini de şöyle anlatıyor:

Kekik

“Kovid ile birlikte çok fazla kullanmaya başladığımız kekik çayı, müthiş faydaları var. İdrar enfeksiyonlarından sindirin problemlerine, solunun yolu enfeksiyonlarından mide rahatsızlıklarına kadar birçok faydası var. Ama bunun yanında tansiyon düşürücü etkiye sahip. Tansiyon problemi olan ve ilaç kullananlarda olumsuz etki yaratabilir. Bu yüzden bir tansiyon hastası, bu bitki çayını tüketmeden önce ya bir hekime başvurması gerekiyor ya da ilacı kullandıktan birkaç saat sonra tüketmesi gerekiyor. Fakat günde bir bardağı geçmeyecek şekilde.

Yeşil çay

Yeşil çay, zayıflamada olsun, günlük olsun sürekli kullanılan bir bitki çayı. Hipertansiyon ve çarpıntısı olan insanlarda olumsuz etki yaratabilir. Yeşil çayın içerisindeki bulunan epikateşin maddesi metabolizmayı hızlandırıyor bu yüzden bağırsak sorunu olanların dikkat etmesi gerekiyor. Ayrıca içerisinde bulunan kafein maddesi aşırı tüketiminde hipertansiyon ve çarpıntısı olan kişileri rahatsız uyandırabilir. Bu yüzden bunu da günde maksimum 1 fincan öneriyoruz.

Zencefil

En çok tüketilen bir diğer bitki ise zencefil oluyor. Zencefil daha çok balla tüketildiğini görüyoruz. Öksürüğe, boğaza iyi geliyor gibi bir algı var toplumda. Evet zencefil soğuk algınlığı, bağırsak ve mide rahatsızlıklarına iyi geliyor. Ancak zencefil safra salgısını arttırdığı için safra rahatsızlığı olan kişilerin kesinlikle bir uzman kontrolünde tüketmesi gerekiyor. Hamilelikte de bulantı ve kusmayı önlediği için bir miktar kullanılabiliyor ve bizlerde öneriyoruz. Fakat bir gramın üstende kullanması adet söktürücü özelliği olduğundan bu sefer düşük veya erken doğum riskini meydana getirebiliyor. Bu yüzden doz aralığı ve uzman görüşü çok çok önemli.

Adaçayı

Adaçayı soğuk algınlığı tedavisinde çok fazla tüketilen bir çay. Sinüzitleri ve akciğeri temizlemek için Kimileri gargara yapıyor. Bu da öksürükte gerçekten çok etkili ve öksürüğü direk kesiyor. Özellikle öksürük başlangıç aşamasında ve boğazda enfeksiyon daha dağılmadıysa boğaza çok iyi etkiye sahip. Bu çay da da kasılmalara neden olduğu için gebelikte kesinlikle kullanılmamalı.

Ekinezya ve Hibiscus

Ekinezya ve hibiscus: bağışıklık sistemini güçlendiren bitkiler arasında yer alıyor.  Hibiscus’un çok biline bir yan etkisi yok. Sadece gebelikte kullanılmaması ve kullanılsa dahi uzaman görüşü çok önemli. Ekinezya bağışıklık sisteminde güçlendirdiğinden kaynaklı soğuk algınlığında en çok tercih edilen bitkiler arasında yer alıyor. Yan etkisi ise alerjik reaksiyonlara sebep olacak yan etkileri bulunmuyor. Bulunsa dahi çok az diyebiliriz. Doğum kontrol hapı ve kolesterol ilacı kullananlar tüketirken dikkat etmesi gerekiyor. Bu bitkiler,  bu ilaçlarla etkileşime girdiğinde ilacın etkisini azaltabilir veya alerjik reaksiyonlara neden olabilir.

Zerdeçal

Zerdeçalın genellikle zencefille kullanıldığını görebiliyoruz. Kemoterapi alan hastalarda genelde çok kullanılıyor. Zerdeçalın, safra akışını hızlandırıcı etkisi sahip olması nedeniyle safra kesesinde ve taş problemi olanların kullanmalarını önermiyoruz.”

‘İlacı zehirden ayıran şey dozudur’

Tüketilen bütün çayların dozu çok önemli. Bir besini sağlıklı veya sağlıksız yapan şeyin miktarı olduğunu söyleyen Kağa, bitki çayların çok fazla karıştırılmaması gerektiğine dikkat çekiyor ve maksimum iki bitkinin karıştırılması uyarısında bulunuyor:

"Şöyle bir söz var ‘ilacı zehirden ayıran şey dozudur’. Bitki çayların çok fazla karıştırılmasını önermiyoruz. Çünkü bütün bitki çayların antioksidan kapasiteleri çok yüksek. Bazı noktalarda belli bir dozun üzerine çıkması zararlı etkilere neden olabilir.  Bu yüzden fazla karıştırılmasını tavsiye etmiyoruz. Dolayısıyla iki tane bitkinin karıştırılması gerektiğini, çok iyi biliniyorsa bunun üçe çıkartılabileceğini söylüyoruz”

Çocuklara dikkat

Çocuk ve bebek hastalarının da çok fazla olduğunu söyleyen Kağa,  çocuklarda alerjik reaksiyonlar çok fazla olduğundan daha fazla dikkatli olunmasına dikkat çekip konuşmasını şöyle sonlandırıyor:

“Emziren annelerin de çok dikkat etmesi gerekiyor. 6 aydan küçük bebeklere kesinlikle bitki çayları verilmemeli, altı ayın üstünde olanlar için çok dikkat olunmalı ve çok fazla bitki karıştırılmamalı. Çünkü çocuklarda çok fazla alerjik durumlar gözlemlenebiliyor. Bu yüzden çocuğun hangi bitkiye alerjisini olduğunu öğrenmek güç hale gelebilir.”

Muhabir: Zelal Sinayiç