Deniz Pişkin/ÖZEL HABER

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere 39 gün kaldı. Tüm illerde partilerin seçim mesaisi tüm hızıyla sürüyor. Ancak muhalefet ile iktidar arasındaki yerel seçim yarışı, İstanbul, Ankara ve kayyımlı bölge illerinde farklı bir havada geçiyor.

Ana muhalefet partisi İstanbul ile Ankara’yı tekrar kazanmak için yoğun çaba sarf ederken, aynı çabanın bir üst seviyesini ise iktidar sarf ediyor. İktidar partisi yani ‘Cumhur İttifakı’ önceki yerel seçimde kaybettiği büyükşehirler geri almak için genel seçimlerden daha fazla mesai harcıyor.

Ancak, kayyımlı bölge il ve ilçelerinde yaşayan halkta bu yerel seçimlerden sonra da yine kayyım atama kaygısı bulunuyor. Bu kaygı ise iktidar ile iktidar çevrelerince oluşturulan algının bir payı bulunuyor.

Türkiye'de ilk kayyum atama süreci 2016 Eylül ayında başlamış ve 102 DBP'li belediyenin 94'ine kayyum atandı ve 67 belediye eşbaşkanı tutuklandı. 2019 yılının Ağustos ayında ikinci kez kayyum atamaları başladı. Bu süreçte de 65 belediyeden 54’üne kayyum atandı ve 37  belediye eşbaşkanı tutuklandı.

İki dönemdir kayyım yönetiminin gölgesinde kalan bölge illerinde ise DEM Parti, bu seçimler için farklı bir adım attı ve adaylarını ön seçimle belirledi. 90’ı aşkın merkezde kurulan sandıklardan on binlerce kişi oy kullandı. Gerçek bir seçimi andıran ön seçimlerde ipi göğüsleyen aday adayları 31 Mart yerel seçimleri için aday olarak gösterildi ve listeler YSK’ye teslim edildi.

Sur Ajans olarak iki dönemdir kayyım ile yönetilen Diyarbakır'da yurttaşlara mikrofon uzattık.Peki Diyarbakır'daki yurttaşların seçimlerden beklentisi ne? Olası bir kayyım atama hamlesini nasıl değerlendiriyorlar ve talepleri ne?

‘Seçimin hiçbir yararı olmayacak’

Önceki dönemlerde atanan kayyımlar ile ülkedeki ekonomik tablodan dolayı yerel seçimler nedeniyle beklenti içinde olmadığını ifade eden gençler, kentteki işsizliği işaret ediyor ve “Çünkü çaresizlik, işsizlik çok fazla Diyarbakır’da ve bu nedenle hiçbir beklentimiz yok. Bugün olduğu gibi tekrar aynı durum yaşanacak. Seçimin hiçbir yararı olmayacak tekrar kayyım atanacak. Biz huzur ve refah istiyoruz. Gençlerin artık bir geleceği ve güvencesi olsun. Artık bizim güvencemiz kalmamış. Gelecek beklentimiz yok. Bunun tekrar sağlanması gerekiyor” diyor.

“Yerel seçimler, birilerinin belediye başkanı olup arabaya binmesi değildir”

Yerel seçimlerin önemine atıfta bulunan bir yurttaş da “Demokrasi” kavramının altını çiziyor ve bölge illerinde oy potansiyeli fazla olan DEM Parti’ye çağrıda bulunuyor.

“Yerel yönetimler demokrasinin geliştiği, demokrasinin kurumlaştığı halkın esas aldığı durumlardır. Bugün bizler yerel yönetimden demokrasi bekliyoruz. Bu nedenle biz demli çay içeceğiz ama DEM Partisinin de (Halkların Demokratik ve Eşitlik Partisi) halkı esas alması gerekiyor. CHP’yi (Cumhuriyet Halk Partisi) değil, Ankara’yı değil bölgeyi esas alması gerekiyor

“Bu saatten sonra kayyım atanacağını düşünmüyorum”

Olası kayyım atamalarında da benim şahsımca bu saatten sonra kayyım ataması olacağını düşünmüyorum. Çünkü artık kayyımlara yer yoktur. Gerçekten çözüm ve barışın gelişeceği bir dönem istiyoruz. Yerel yönetimler sadece birilerinin belediye başkanı olup arabaya binmesi değildir. Barışın, çözümün, demokrasinin geliştiği, Kürt halkının da özgür olduğu, kendini özgürce ifade ettiği bir yerel demokrasidir.”

“Olası kayyım ataması ‘aşılmış’ bir durum olarak görüldüğü için tepki verilmez”

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin bölge illeri için önemli olduğunu söyleyen başka bir yurttaş ise DEM Parti’nin yaptığı ön seçim sonrası gösterdiği adayların yerel seçimlerde de kurulan sandıktan çıkmasının halk iradesini perçinleştireceğine dikkat çekiyor.

Yargıtay başkanı seçimi 20'nci tura kaldı Yargıtay başkanı seçimi 20'nci tura kaldı

“Bu coğrafya için çok önemli bir seçim olacağını düşünüyorum. Bu kayyımlardan sonra hem delegasyon seçimlerinde hem de yerelde ki bu seçimlerde halkın kendi iradesi umarım gasp edilmez. Bu yerel seçimleri, bir okul olarak görebiliriz ve bu okulda yerel halkın çok büyük bir başarıyla iktidarın tüm planlarını boşa çıkarır.

Kayyım atamalarına iki şekilde bakmak gerekir halk olarak. Bunlardan biri karşılanması gereken durum. İkincisi ise nasıl karşılanması gerekir? Olası kayyım atamalarını ‘aşılmış’ bir durum olarak görüldüğü için pek tepki verileceğini düşünmüyorum ama nasıl karşılanması gerekir noktasına dönülecekse; çok büyük bir irade ile karşısında durmak gerekir diye düşünüyorum”

“Kürt halkının oylarını kabul etmiyorlar”

Mikrofon uzattığımız yurttaşların ezici çoğunluğunda tekrar ‘kayyım atama’ kaygısı hakim. Birçok yurttaş önceki yerel seçimleri örnek göstererek, kullandıkları oylara saygı gösterilmediğini ve iktidar tarafından iradelerinin geçersiz görüldüğünü aktarıyor.

“Seçimlerde oyumuz geçerli değil. Bizim irademize saygı göstermiyor AK Parti hükümeti. Biz buna karşıyız. Kürt halkının oylarını kabul etmiyorlar. Kayyım atamalarını protesto ediyorum. Çünkü insan iradesini yansıtmıyor. Bunlar kazanmadığı zaman kayyum atıyorlar. Atadıkları Bağlar Belediyesi ortadadır. Birçok yolsuzlukta suçüstü yakalandılar”

“Memlekette değişen bir şey yok”

Ülkedeki politik tablonun çıktılarına parmak basan yurttaşlar, olası kayyım atamalarına karşı verilen tepkinin de görmezden gelindiğini ve bu tepkilerin ‘terörizm’ ile nitelendirildiğini aktarıyor.

“Memlekette değişen bir şey yok. Olası kayyım atamalarını tepkimiz olsa ne olur? Olmasa ne olur? Kim kimi dinliyor? Bugün AYM’nin kararını dinlemeyen adam bunu dinler mi? Tepkimiz iyi olsa ne olur? Kötü olsa ne olur?

Seçimlerden sonra muhakkak kayyım atarlar. Çünkü önceki dönemlerde dedi ki; ‘Kayyım atanmasa ben rahatsız oluyorum. Sayın Süleyman Soylu, bunu bir şekil hal et.’ Hallettiler. Yine muhakkak olacak. Benim isteğim ve fikrim; İnşallah olmaz.”

“Rezil rüsva olduk”

Aylık 10 bin lira emekli maaşı aldığını söyleyen bir yurttaş, maaşının 3 bin lirasını gözündeki rahatsızlık nedeniyle ilaçlara verdiğini belirtiyor ve yerel seçimlerden bir beklentisinin olmadığını söylüyor ve şöyle ekliyor:

“Olası kayyım atamasına tepkimiz olursa bizi alacak cezaevine. Hastayım bu sefer tam hasta olacağım. Çoluk çocuk açlıktan gidecek. Yani biz nefret ettik bunlardan. Rezil rüsva olduk. Bilmiyoruz ki ne yapak artık”

Editör: Haber Merkezi