Mermerden oluşturulmuş iki küre var. Biri sanatçının şaheseri biri de zanaatkârın ürünü.

Hangisinin hangisine ait olduğunu nasıl anlayacağız?

İki resim var. İki resim de otopotre ve karakalem çizilmiş. Biri ressamın elinden çıkmış, biri bilgisayardan tıpkı çizim.

Görünüşte aynı olan iki resimden hangi resmin, ‘hangisine’ ait olduğu nasıl anlaşılır?

Aynı konuda yazılan iki farklı şiir; birini şair yazmış, diğeri yapay zekâ ürünü. Hangi şiirin ‘hangisine’ ait olduğu nasıl ayırt edilir?

Ben bir şair olarak, beni ilgilendiren asıl soruyu sorayım:  Sahte şiirlerin içinden, sahici bir şiir nasıl ayırt edilir?

ÂŞKLA GÜZELLEŞİR DÜNYA

Rüzgârdır

Savruluyor saçları bir ok yağmuru

Kaşları

Yılankavi

İki koçbaşı gibi taşıyor memelerini

Bir Moğol ordusu sanki

Bir güzellik istilası

Gülümseyişinde bir hoyratlık

Bir kendini beğenmişlik ah!

Küstahlığın dik âlâsı!

 Işıyan gözleri

Kınından çekilmiş kanlı kılıçlar

Bir Samuray savaşçısı

Göğsü

Görülmemiş ölümsüz bir vadi

Bir güneş kamaşması

Büyük İskender kıyıcılığıyla

Bakar ezer

‘Onbinlerin Dönüşü’  haşmetiyle

Kor ateşler

Kor ateşler

Saçar geçer

Bir korku tufanı salar yüreklere

Hey!

Kırmızılığımı kışkırtan afet!

Hey!

Genlerimi dirilten felaket!

Dikilirim karşına bir Kurmancê Reş[1]  olurum

Büyük İskender’den bile haraç almış bir barbar

İsteğimi almadan bırakmam

Alırım da kız

Kalplerimiz birbiri için çarpmazsa olmaz

Aşkla dönmeyi sürdürüyorsa

Öyle sürdürsün

Hem zaten

Âşkla güzelleşir dünya yâr

Sonra tilili üstüne tilili

Sabahlara kadar

‘Kî zava! Kî zava!’

‘Kî paşa? Kî paşa?’[2]

[1]. Kürtçe: Kara Kürt (dağlı, yabani, kıyıcı)

2. Kürt düğünlerinde damat için söylenen övgü sözü.

TUFANLARDAN ARTAKALAN J&J YAYINLARI 2015

ÜLKESİNİ YÜREĞİNDE TAŞIYANLAR (Toplu Şiirler-2) J&J YAYINLARI 2023 (BASKIDA)

( Laf salatası diye adlandırdığım, şairane laflarla yüklü, ruhsuz sözlerle sahici şiir oluşturulamaz.)

Gündemimiz farklı. Övgü ya da yergi olarak demiyorum bunu. Somut bir olayı bilince çıkarmak için diyorum. Batı’da şiir ve estetik konuşulurken; bizdeyse şiir ve içerik, şiir ve ideoloji, şiir ve tavır konuşuluyor. Bizim tartıştığımız şey; bizim için daha yakıcı, belki de daha gerekli bir basamak. Bu sorunu aşmadan belki de estetiğe sıçrayamayacağız. Ben bunları yazarken sanki hiç kimse estetik üzerine kafa yormuyor ya da yazılan ürünler estetik değil gibi saçma bir sonuç çıkarmasın. Sadece Batı’nın çoktan eskittiği kavramları daha da tartışıyoruz diyorum. Gerekiyorsa tartışacağız da. Dünyanın gündeminden kopmadan yazanlarımız, her zaman var nasılsa!

Günümüz şairleri, her tavırlarıyla estetiğin içindedir ve o düzlemin bilinçli sürdürücüleridir! Yoksunlukların, yanılsamaların olduğu bir yerde güzelliği, inceliği, sahiciliği savunmak zordur ve zorlu bir uğraş gerektirir. Olanaksızlığın toplama kampında biz, koca bir halkın kangren olmuş sorunlarıyla boğuşuyoruz. Ve şiiri, estetiği ve inceliği; yani güzelim özgürlüğü ve yaratıcılığı savunuyoruz. Ve her şeye karşın ve gerçekten sonuna kadar… Sevgiler, saygılarımla… AYDIN ALP