Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin adaylığının seçimlere etkisi ve bu adaylığın kime yaradığı üzerine yorumlar, tartışmalar sürerken, sokaktan gelen sesler ile siyasilerin değerlendirmeleri bambaşka şeyler söylüyor.

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, seçimin ikinci tura kalacağını ve aday olmasa Erdoğan’ın kazanma şansının fazla olduğunu söylüyor.

Önceki seçimde CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olan ve Erdoğan’ın karşısında yenilgi alan İnce’nin söylediği sözün akıl ve mantıkla uzaktan yakından bir ilişkisi olmasa da sonuçta bir politikacının ağzından bu cümleleri duymak şaşırtıcı değil. Sonuçta politikacının işi propaganda yapmaktır ve İnce de kendince bir yol tutturmuş gidiyor.

2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde henüz sandıkların tamamının sayımı bitmeden İnce, “Adam kazandı” mesajıyla yenilgiyi kabullenmişti. Oysa seçim öncesi pek de iddialı konuşmuş ve yurttaşları sandık kurullarının önüne çağırmıştı: “Sandık başlarından ayrılmayın. Sonra seçim kurullarının önüne gelin. Ben Pazar sabahı Yalova'da oyumu kullanıp Ankara'da YSK'nın önünde bir sandalyede oturup bekleyeceğim”.

İnce seçim akşamı YSK önünde yoktu. Nerede olduğunu da neden YSK’nın önüne gitmediğini de en iyi kendisi bilir ama nihayetinde yurttaşlara verdiği sözün arkasında durmadı. Seçim sonuçları kesinleşmeden de “Adam kazandı” mesajıyla havlu attı.

Gün geldi, devran döndü, İnce Cumhurbaşkanı adayı olduğu partisinden ayrıldı, yeni bir parti (Memleket Partisi) kurdu ve Cumhurbaşkanlığı için yeniden aday oldu. Üstelik de eski partisinin Genel Başkanı’nın Cumhurbaşkanı adayı olduğu bir seçimde. Oysa aynı İnce, 2018 seçimlerinde CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olarak katıldığı bir televizyon programında seçimleri kaybetmesi durumunda ne yapacağına ilişkin yaptığı bir konuşmada “Ola ki 24 Haziran’da kazanamadım. Kılıçdaroğlu’nun karşısında asla aday olmam. Ben vefalı bir insanımdır. Kendisiyle asla bir yarışa çıkmam. Benden daha iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulursak onu da desteklerim” demişti.

İnce 5 yıl önce vefa üzerine bu cümleleri kurarken, bugün eski Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun karşısına aday olarak çıkabiliyor. Siyasilerin, “Dün dündür, bugün bugündür” diyerek böylesi manevralar yapması etik olmasa da anlaşılmaz da değil. Zira her siyasi kendi siyasi kariyeri için zaman zaman dün söylediklerini bugün unutup, yarın unuttuklarını yeniden hatırlayabilir. Hele ki, burjuva siyasetçileri için bunlar olağan davranışlardır. Türkiye siyaseti bunun sayısız örnekleriyle doludur. Yani İnce bu konuda hiç de yalnız değildir. Erdoğan ve Bahçeli zamanında birbirlerine demediklerini bırakmamışlardı ama uzunca bir süredir ittifak halindeler. Tabii yarın ne olacağını da kimse bilmez. Sonuçta siyasilerin politik çıkarları konu olduğunda ne tür manevralar yapacağını önceden kestirmek kolay değil.

Neyse… mesele neydi, İnce diyor ki, “Ben aday olmazsam Erdoğan’ın kazanma şansı fazla”. İnce bununla da kalmıyor, devam ediyor, Şu 35 günü iyi değerlendirirsem ben kalacağım ikinci tura, ikinci tura kaldığımda da seçimi alacağım. Sokakta bunu görüyorum.” İnce’nin baktığı sokak hangi sokak bilinmez ama biz Diyarbakır Sur’da sokaktaki yurttaşlar sorduğumuzda değil İnce’nin seçim kazanması, İnce’nin aday olmasına sıcak bakan bir yurttaşa dahi rastlamadık.

 Hatta İnce’nin adaylığının Erdoğan’a yaradığı ve CHP’nin seçmen kitlesinden aldığı oyların Kılıçdaroğlu’nun kazanma şansını azalttığı yönünde sayısız görüş belirtildi. Ve bunlar sokakta rast gele mikrofon uzattığımız yurttaşlardı. Sokağa bakarsınız, İnce’nin adaylığı Erdoğan’ın işine yarıyor. Mesele sokağın gerçek sesi ise durum bu. Sokaktaki karşılaştığımız, görüşünü aldığımız bir tek yurttaş bile İnce aday olmazsa Erdoğan’ın kazanma şansı fazla diye bir cümle kurmadı.

Her şey bir yana her ne kadar bu seçime 4 aday katılsa da seçimin Kılıçdaroğlu ve Erdoğan ya da Millet İttifakı adayı ile Cumhur İttifakı adayı arasında geçeceğini herkes biliyor. Seçimlerin ikinci tura kalması halinde de ya Kılıçdaroğlu’na ya Erdoğan’a “Evet” için halk yeniden sandığa gidecek. Peki, tüm bunlar açıkça ortada iken İnce’nin söylemleri ne anlama geliyor? Halkın basit bir şekilde gördüğü açık gerçeği İnce neden görmek istemiyor ya da bile bile bambaşka bir tablo çizmeye çalışıyor?

Aslında İnce’nin hali mecali Babala TV’de gençlerin karşısında ayan beyan ortaya çıktı. Eleştiriler karşısındaki reaksiyonlarında da açıkça görüldü ki, İnce’nin bireysel hırsları dışında bir numarası yok. Çünkü onun ince ince düşündüğü tek şey kendi egosunu tatmin. Kazanma hırsı ile öylesine gözleri kararmış ki, bir televizyon programında gençlerin eleştirilerine bile tahammül gösteremiyor. Şimdi böyle bir siyasetçinin ola ki yarın es kaza seçildiğini ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki yetkilerle donatıldığını bir düşünün. Muazzam bir gücü eline geçiren İnce’nin yarın gençlere nasıl sesleneceğini bir hayal edin.

Tabii ki, her siyasi kişilik gibi İnce’nin de kazanma isteği, çabası olacak. Mesele bu değil. Asıl mesele kazanmaya çalışırken kendini kaybetmemektir. İnce, maalesef bir televizyon programında gençlerin karşısında bile bunu başaramıyor. Hırslarına yenik düşen birinin memleketi nasıl yöneteceğini varın düşünün. Ne de olsa şunun şurasında seçime bir aydan az bir zaman var ve seçimin kaderini belirleyecek olan da gençler olacak.